İnsanların Ahlaken Mertebeleri
İnsanlar bazı ahlaklarında yedi mertebeye ayrılır:
Bunlardan bir kısmı, insanı yüzüne medheder, arkadan kötüler. Bunlar münafıktır, halk arasında kusur arayan dedikoduculardır ki insanların çoğu böyledir.
Bir kısmı, medhi de, kötülemeyi de yüzünü yapar. Bunlar da, kendilerini beğenmiş, diğerlerinin kusurunu araştıran ve onlara tepeden bakan kimselerdir.
Bir kısmı da insanı yüzünden de arkasından da methederler, bunlar da bir takım dalkavuklardır, herkesten bir şeyler beklerler.
Bir kısmı da, insanı yüzüne kötüler, arkasından metheder, bunlar da seviyesiz ahmaklardır.
Fazilet ehli kimseler, insanı yüzüne karşı ne metheder, ne de zemmeder, iyilikleriyle arkadan metheder, kötülükleri hakkında susarlar.
Ama temiz insanlara da ayıpları isnad etmeye çalışan münafıklar, insanların yüzüne kusurlarını söyleyemezler, arkalarından çekiştirirler. Selamette kalmak isteyenler insanı önünden de arkasından da ne çekiştirirler, ne de methederler.
Biz bu sınıfların hepisiyle de karşılaştık, bunları imtihan ettik.
Bunlarla yanlız yerde konuÅŸur nasihat ederken, yumuÅŸaklık göster, onlardan duyduÄŸun kötü kelimeleri baÅŸkalarına söyleme, aksi halde nemime yapmış olursun, onlara sert söyleyecek olursan, kaçırıp uzaklaÅŸtırırsın. Halbuki Allah Teala Hz. Musa ile Hz. Harun’u, Firavun’a nasihat etmek üzere gönderirken:
“Ona yumuÅŸak söz söyleyin” buyurmuÅŸtur.
Rasûlullah da (s.a.v):
“Nefret ettirmeyin” buyurmuÅŸtur.
Muhakak sizden kabul görmesi şartıyla nasihat ederseniz, zalim olmuş olursunuz, nasihat ediyorum derken bu şartınızla hataya düşenlerden olursunuz. Uygun olanı bırakıp hatayı kabul ettirmek isteyen biri durumuna düşersiniz.
Her şeyin bir faydası vardır. Ben cahillerin inadından büyük menfaat edindim. Onlar benim tabiatımı ateşledi, hatırımı sertleştirdi, fikrimi canlandırdı, neşemi heyecanlandırdı ve o büyük menfaatlar sağlayan teliflerime sebeb oldu. Benim durgunluğumu onlar deşelemeselerdi, içimi ateşlemeselerdi bu teliflerim için ayaklanmazdım.
Dostunla akrabalık kurma, alış veriş te yapma. Bu iki amelin biz ancak kesilmeye, kopukluğa sebep olduğunu gördük. Bazı cahiller bunları, ilişkiyi kuvvetlendirir zanederler fakat öyle değildir. Çünkü bunların her ikisinde de taraflar kendi nefisleri için pay ayırmak isterler, karşı tarafı kendi nefsine tercih eden cidden azdır. Nefislerine pay arayan arzular karşılaşınca, münazaaya düşülür, mürüvvetin fesadı da münazaaya düşmektedir.
Hısımlığın selameti, biribirini görmeyenlerin hısımlığıdır, çünkü akrabalık adaleti gerektirir, istemeselerde… Çünkü onlar ayrılamayacak biçimde bir araya geldiler, nesebde birleÅŸtiler ki her ikisinin tabiatında kendisini savunma ve koruma vardır ve bu duygular insanları karşı karşıya getiriyor.





