CENNETİN SIFATI

5061 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: “Ben Azimu’ÅŸ-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediÄŸi, kulakların iÅŸitmediÄŸi ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım.” Ebu Hureyre ilaveten dedi ki:

“Dilerseniz ÅŸu ayet-i kerimeyi okuyun. (Mealen): “Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfaatların saklandığını kimse bilemez” (Secde 17).

Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195).

5062 – Buhari, bir diÄŸer rivayetinde ÅŸu ziyadeyi kaydeder: “Sehl İbnu Sa’d anlatıyor -deyip, hadisin aynısını kaydettikten sonra- der ki: “Muhammed İbnu Ka’b dedi ki: “Onlar Allah için ameli gizli tuttular. Allah da onların sevabını gizli tuttu. Kullar yanına gelince onları nimete boÄŸacak.”

Hadis, bu muhtevada olarak Buhari’de mevcut deÄŸildir. Hâkim’in el-Müstedrek’inde mevcuttur (2, 413-414).

5063 – Yine Sa’d İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, insanlar neden yaratıldı?”

“Sudan!” buyurdular.

“Ya cennet?” dedim, o neden inÅŸa edildi?”

“Gümüş tuÄŸladan ve altın tuÄŸladan! Harcı da kokulu misk. Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır. Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaÅŸmaz. Elbisesi eskimez, gençliÄŸi kaybolmaz.”

Aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam buyurdular: “Üç kiÅŸi vardır duaları reddedilmez (mutlaka kabul edilir):

-Âdil imâm (devlet başkanı).

-İftarını yaptığı zaman oruçlu.

-Zulme uğrayanın duası.

Allah, (mazlumun) duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allah Teâla Hazretleri:

“İzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceÄŸim!” buyurur.”

Tirmizi, Cennet 2, (2528).

5064 – Hz. Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Gümüşten iki cennet vardır. Kapları ve içinde bulunan diÄŸer ÅŸeyleri de gümüştendir. Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diÄŸer eÅŸyaları da hep altındandır. Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın veçhindeki rıdâu’l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) baÅŸka bir ÅŸey yoktur.”

Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu’l-Halk 8, Tevhid 24; Müslim, İman 180, (296); Tirmizi, Cennet 3, (2530).

5065 – Yine aynı kaynaklarda ÅŸu rivayet gelmiÅŸtir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette, mü’min için, içi boÅŸ tek bir inciden bir çadır vardır. -Bir rivayette- GeniÅŸliÄŸi altmış mildir. Her köşesinde bir refikası bulunur, hiçbiri diÄŸerini görmez, mü’min bunların herbirini dolaşır.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Rahman 1, 2, Tevhid 24; Müslim, Cennet 23, (2838); Tirmizi, Cennet 3, (2530).

5066 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette yüz derece vardır. Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır.”

Tirmizi, Cennet 4, (2531).

5067 – Ubâde İbnu’s-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette yüz derece vardır. Her bir derecenin diÄŸer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniÅŸtir. Firdevs bunların en yukarıda olanıdır. Cennetin dört nehri buradan çıkar. Bunun üstünde ArÅŸ vardır. Allah’tan cennet istediÄŸiniz vakit Firdevs’i isteyin.”

Tirmizi, Cennet 4, (2533).

5068 – Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette yüz derece vardır. Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuÅŸatır, istiab eder.”

Tirmizi, Cennet 4, (2534).

5069 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette bir aÄŸaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz ÅŸu ayeti okuyun: (Mealen) “Daimi gölgededirler, çaÄŸlayıp duran su baÅŸlarındadırlar” (Vâkı’a 30-31).

Tirmizi, Tefsir, Vakıa, (3289), Cennet 1, (2525).

5070 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Cennette hiçbir aÄŸaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.”

Tirmizi, Cennet 1, (2527).

5071 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette, yay kadar bir yer, güneÅŸin üzerine doÄŸduÄŸu veya battığı ÅŸeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Vakı’a 1; Müslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525).

Tirmizi, Hz. Enes’ten ÅŸu ziyadede bulunmuÅŸtur: “Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinden bir kadın, arz ehline görünecek olsa, dünya ve içindekileri aydınlatır, arzla semâ arasını güzel koku ile doldururdu, onun başörtüsü dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

5072 – Sa’d İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette olan ÅŸeyden bir tırnağın azalttığı miktar, semavat ve dünya arasında dört ciheti de tezyin etmiÅŸ olarak görünürdü. EÄŸer cennet ehlinden bir adam dünya ehline zuhûr etse ve bilezikleri görünse o(nun ÅŸavkı) güneÅŸin ziyasını bastırırdı, tıpkı güneÅŸin, yıldızların ziyasını bastırması gibi.”

Tirmizi, Cennet 7, (2541).

5073 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Orada dört nehir gördüm: İki nehir zâhirdi, iki nehir de bâtın. Zâhir olan iki nehir Nil ve Fırat nehirleriydi. Bâtın olanlar da cennetin iki nehri idi.”

Buhari, Eşribe 12; Müslim, İman 264, (164).

5074 – Hz. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Cennette at var mı?” diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da:

“Allah Teâla Hazretleri seni cennete koyduÄŸu takdirde, kızıl yâkuttan bir at üzerinde orada dolaÅŸmak isteyecek olsan, o seni istediÄŸin her yere uçuracaktır” buyurdular. Bunun üzerine diÄŸer biri de:

“Cennette deve var mı?” diye sordu. Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediÄŸi gibi söylemedi. Şöyle buyurdular:

“EÄŸer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiÄŸi, gözünün her hoÅŸlandığı ÅŸey bulunacaktır.”

Tirmizi, Cennet 11, (2546).

5075 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennette siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır. Orada, benzerini mahlukâtın hiç iÅŸitmediÄŸi güzel bir sesle ÅŸarkı okurlar ve şöyle söylerler:

“Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz!

Bizler nimetlere mazharız, fakr bilmeyiz!

Rabbimizden razıyız, mükedder olmayız!

Kendisinin olduÄŸumuz beylerimize ne mutlu!”

Tirmizi, Cennet 24, (2567).

5076 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgârı eser, elbiselerini ve yüzlerini okÅŸar. Bunun tesiriyle hüsün ve cemalleri artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleÅŸmiÅŸ olarak dönerler. Hanımları:

“Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliÄŸiniz artmış!” derler. Erkekler de:

“Sizler de, Allah’a kasem olsun, bizden sonra çok daha güzelleÅŸmiÅŸsiniz!” derler.”

Müslim, Cennet 13, (2833).

5077 – Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette bir çarşı vardır. Ancak orada ne alış, ne de satış vardır. Sadece erkek ve kadın sûretleri vardır. Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o sûrete girer.”

Tirmizi, Cennet 15, (2553).

CEHENNEMİN EVSAFI

5078 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Yaktığınız ateÅŸ var ya, bu, cehennem ateÅŸinin yetmiÅŸ cüzünden bir cüzdür!” buyurmuÅŸtu. (Yanındakiler):

“Zaten bu ateÅŸ, vallahi (âsileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Cehennem ateÅŸi öbürüne altmışdokuz kat üstün kılındı. Her bir kat’ın harareti, bunun mislindedir.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Cennet 29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizi,

Cehennem 7, (2592).

5079 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennem ateÅŸi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaÅŸtı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Åžimdi o siyah ve karanlıktır.”

Tirmizi, Cehennem 8, (2594); Muvatta, Cehennem 2, (2, 994). Metin Tirmizi’ye aittir.

5080 – Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennemi kuÅŸatan surun dört (ayrı) duvarı vardır. Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır.”

Tirmizi, Cehennem 4, (2587).

5081 – Hasan Basri rahimehullah anlatıyor: “Utbe İbnu Gazvân radıyallahu anh, Basra’da minberde (hutbe esnasında) dedi ki:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize şöyle buyurmuÅŸlardı: “Cehennemin kıyısından büyük bir taÅŸ bırakıldı. Bu taÅŸ yetmiÅŸ yıl aÅŸağı doÄŸru düştü de henüz dibe ulaÅŸmadı.”

(Utbe İbnu Gazvân, devamla) der ki: “Hz. Ömer radıyallahu anh: “AteÅŸi çok zikredip hatırlayın. Zira onun harareti pek ÅŸiddetlidir; derinliÄŸi çok fazladır, çengelleri demirdendir” buyurdu.”

Tirmizi, Cehennem 2, (2578).

5082 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Veyl, cehennemde bir vadidir. Kâfir orada, kırk yıl batar da dibine ulaÅŸamaz.”

Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3164).

5083 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“EÄŸer zakkûmdan, dünyaya tek damla damlatılacak olsa, bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi. Öyleyse, yiyecek ve içeceÄŸi zakkum olan cehennemliÄŸin hali ne olur (anlayın)!”

irmizi, Cehennem 4, (2588).

5084 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennem, Rabbine ÅŸikayet ederek: “Ey Rabbim! Bir parçam diÄŸer bir parçamı yemektedir” dedi. bununn üzerine, Allah Teâla hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda. (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en ÅŸiddetli sıcaktır. (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en ÅŸiddetli (soÄŸuk olan) zemherirdir.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Mesacid 185, (617); Tirmizi, Cehennem 9, (2595).

5085 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kıyamet günü, ateÅŸten bir parça, boyun ÅŸeklinde uzanır. Bunun, gören iki gözü, iÅŸiten iki kulağı, konuÅŸan bir dili vardır. Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir baÅŸka ilaha dua eden kimse, bile bile zulmeden cebbâr, tasvirciler.”

Tirmizi, Cehennem 1, (2577).

5086 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kıyamet günü cehennem, yetmiÅŸbin yuları olduÄŸu halde getirilir. Her yularında, onu çeken yetmiÅŸbin melek vardır.”

Müslim, Cennet 29, (2842); Tirmizi, Cehennem 1, (2576).

5087 – Mücahid anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhüma bana: “Cehennemin geniÅŸliÄŸi ne kadardır, biliyor musun?” diye sordu. Ben: “Hayır!” deyince: “DoÄŸru, Allah’a yemin olsun, bilemezsin!” dedi ve ilave etti: “Bana Hz. AiÅŸe radıyallahu anha dedi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ‘a:

“Kıyamet günü Arz toptan O’nun bir kabzasıdır (tam tasarrufundadır). Gökler de O’nun saÄŸ eliyle dürülmüşlerdir” (Zümer 67) âyetinden sormuÅŸ ve:

“Bu sırada insanlar nerede olurlar (ey Allah’ın Resûlü)” demiÅŸtim. Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem köprüsünde!” cevabını verdi.”

Tirmizi, Tefsir, Zümer, (3242).

CENNET VE CEHENNEMİN MÜŞTEREK YÖNLERİ

5088 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah Teâla Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselâm’a:

“Git ona bir bak!” buyurdular. O da gidip cennete baktı ve: “(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu iÅŸitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!” dedi. (Allah Teâla Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi. Sonra: “Hele git ona bir daha bak!” buyurdu. Cebrail gidip ona bir daha baktı. Sonra da:

“Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek!” dedi. Cehennemi yaratınca, Cebrail’e:

“Git, bir de ÅŸuna bak!” buyurdu. O da gidip ona baktı ve:

“İzzetine yemin olsun, iÅŸitenlerden kimse ona girmeyecektir!” dedi. Allah Teâla hazretleri de onun etrafını ÅŸehvetlerle kuÅŸattı. Sonra da:

“Git ona bir kere daha bak!” dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman:

“İzzetine yemin olsun, tek kiÅŸi kalmayıp herkesin ona gireceÄŸinden korkuyorum!” dedi.”

Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3).

5089 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennetin etrafı mekârihle (nefsin hoÅŸlanmadığı ÅŸeylerle) sarılmıştır. Cehennemin etraf ı da ÅŸehevi (nefsin arzuladığı, cazip) ÅŸeylerle sarılmıştır.”

Sahiheyn’de, Ebu Hureyre’den bu rivayet aynen gelmiÅŸtir. Ancak iki yerde “huffet” (=sarılmış) kelimesine bedel “hucibet” (=örtülmüş) kelimesi kullanılmıştır.

5090 – Yine Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennem, içerisine âsiler atıldıkça: “Daha var mı?” demekten geri durmaz. Bu hal, Rabbu’l-İzze’nin cehennemin üzerine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleÅŸtirmesine kadar devam eder. İşte o zaman cehennem:

“Yeter, yeter. İzzet ve keremine yemin olsun yeter!” der. Cennette fazlalık devam eder. Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleÅŸtirir.”

Buhari, Tefsir, Kaf 1, Eyman 12, Tevhid 7; Müslim, Cennet 37, (2848); Tirmizi, Tefsir, Kâf, (3268).

CENNETLİKLER

5091 – Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehli, gurfelerde kalanları seyrederler, tıpkı gökteki yıldızları seyretmeniz gibi.”

Buhari, Rikak 51; Müslim, Cennet 10, (2830).

5092 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehli gurfelerde kalanları (ehl-i guraf) görürler. Tıpkı, ufukta doÄŸudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir.”

Bunun üzerine Ashâb: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu söylediÄŸiniz, peygamberlerin makamı olmalı, baÅŸkaları oraya ulaÅŸamamalı!” dedi. Ancak Aleyhissalatu vesselâm:

“Hayır! Ruhumu kudret elinde tutan Zât’a yemin olsun! Gurfelerde kalanlar (peygamberler deÄŸiller), Allah’a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir!” buyurdular.”

Buhari, Bed’u'l-Halk 8; Müslim, Cennet 11, (2831).

5093 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennete ilk girecek zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedir. Onu takip eden zümre, parlaklık yönüyle gökteki en büyük yıldız gibidir. Cennetlikler bevletmezler, büyük abdest de bozmazlar, tükürmezler, sümkürmezler de. Tarakları altındandır, terleri misktir. Buhurdanları öd aÄŸacından, zevceleri kara gözlü hurilerden olacak. Onlar ataları Âdem’in yaratılışı üzere, altmış zirâ boyunda tek bir adam suretinde olacaklar.”

Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Enbiya 1; Müslim, Cennet 15, (2834); Tirmizi, Cennet 7, (2540).

5094 – Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm : “Cennet ehli cennette yerler ve içerler. ancak tükürmezler, küçük ve büyük abdest bozmazlar, sümkürmezler de!” buyurmuÅŸtu. Ashab:

“Peki yedikleri ne olur?” diye sordular. Aleyhissalatu vesselam:

“GeÄŸirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Onlara tıpkı nefes ilham olunduÄŸu gibi tesbih ve tahmid ilham olunur.”

Müslim, Cennet 18, (3835); Ebu Davud, Sünnet 23, (4741).

5095 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaÅŸ ebediyyen deÄŸiÅŸmez. Cehennemlikler için de durum böyledir.”

Tirmizi, Cennet 23, (2565).

5096 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz, elbiseleri eskimez.”

Tirmizi, Cennet 8, (2542).

Tirmizi’nin bir rivayetinde ÅŸu ziyade var: “Cennetliklerin baÅŸlarında taçlar vardır. Taçtaki tek bir inci, meÅŸrık ile maÄŸrib arasını aydınlatır.”

5097 – Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehlinin çocuÄŸu olmaz, (orada doÄŸum yoktur).”

Tirmizi, Cennet 23, (2566).

5098 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Mü’mine cennette ÅŸu ÅŸu kadar (kadınla) cima gücü verilir!” buyurmuÅŸlardı. Kendisine:

“Ey Allah’ın Resûlü! Buna tâkat getirilebilir mi?” diye soruldu.

“Yüz (kiÅŸinin) gücü verilir! (Böyle olunca takat getirir!)” buyurdular.”

Tirmizi, Cennet 6, (2539).

5099 – el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kıyamet günü arz, tek bir çörek olacak. Cebbâr (olan Allah Teâla hazretleri), onu, cennetliklere azık olarak elinde çevirecektir, tıpkı sizin sefer sırasında çöreÄŸinizi çevirdiÄŸiniz gibi!” Bu sırada bir yahudi gelerek:

“Ey Ebu’l-Kâsım! Rahman (olan Allah) seni mübarek kılsın! Kıyamet günü cennet ehlinin (iÅŸtah açıcı) ikramı ne olacak haber vereyim mi?” dedi. Efendimiz:

“Söyle bakalım!” buyurdular. Adam, tıpkı Aleyhissalâtu vesselâm’ın söylediÄŸi gibi:

“Arz, tek bir çörek olur!” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize baktılar. Sonra azı diÅŸleri görününceye kadar tebessüm buyurdular ve:

“Peki cennet ehlinin katıklarını sana haber vereyim mi?” dediler. Adam: “Buyurun!” dedi. Aleyhissalatu vesselam:

“Bâlâm ve nûn!” buyurdular. Adam:

“Bu nedir?” dedi. Aleyhissalatu vesselam:

“Öküz ve balıktır. Bunların ciÄŸerlerinin kenarından yetmiÅŸbin kiÅŸi yer” buyurdular.”

Buhari, Rikak 44; Müslim, Münafikûn 30, (2792).

5100 – el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksenbin hizmetçisi, yetmiÅŸiki zevcesi vardır. Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur. Bu çadır, Câbiye’den San’a'ya kadar uzanan bir büyüklüktedir.”

Tirmizi, Cennet 23, (2565).

5101 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar. Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar.

Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, vech-i ilahiye sabah ve akÅŸam nazar ederler.”

Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra ÅŸu ayeti okudu. (Meâlen): “Yüzler vardır, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir” (Kıyamet 22-23).

Tirmizi, Cennet 17, (2556), Tefsir, Kıyamet (3327).

5102 – Mugire İbnu Åžu’be radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Hz. Musa aleyhisselâm Rabbine sordu:

“Derece itibariyle cennet ehlinin en düşüğü nasıldır?” Rab Teâla buyurdu: “O, cennet ehli cennete dahil edildikten sonra gelecek olan bir adamdır ki kendisine:

“Cennete gir!” denilir. Adam:

“Ey Rabbim nasıl gireyim. Herkes yerlerine yerleÅŸti, mekanlarını tuttu!” der. Ona şöyle denilir:

“Sana dünya meliklerinden birinin mülkü kadar mülk verilmesine razı mısın?”

“Rabbim, razıyım!” der. Rab Teâla:

“Sana bu verilmiÅŸtir. Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de.”

Adam beÅŸincide:

“Ey Rabbim razı oldum (yeter!)” der. Rab Teâla:

“Bu sana verildi, on misli daha verildi. Ayrıca gönlün her ne isterse, gözün neden zevk alırsa, sana hep verilmiÅŸtir!” buyurur. Adam:

“Rabbim razı oldum(yeter!)” der. (Hz. Musa sormaya devam eder):

“Ya derecesi en üstün olan (nasıldır)?”

“İşte irade ettiklerim bunlardı. Onların keramet fidanlarını kendi elimle diktim ve üzerlerine mühür vurdum. Onlara hazırladığımı, ne bir göz görmüş ne bir kulak iÅŸitmiÅŸtir, hiçbir beÅŸer kalbine de hutur etmemiÅŸtir.”

Müslim, İman 312, (189); Tirmizi, Tefsir, Secde, (3196).

5103 – Ebu Sa’id el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri cennet ehline;

“Ey cennet ahalisi!” diye seslenir. Onlar:

“Ey Rabbimiz, buyur! Ebrine âmâdeyiz! Hayır senin elindedir!” derler. Rab Teâla:

“Razı oldunuz mu? diye sorar. Onlar:

“Ey Rabbimiz! Razı olmamak ne haddimize! Sen bize mahlûkatından bir baÅŸkasına vermediÄŸin nimetler verdin!” derler. Rab Teâla:

“Ben sizlere bundan daha fazlasını vereyim mi?” der. Onlar:

“Bu verdiklerinden daha üstün ne olabilir?” derler. Rab Teâla:

“Size rızamı helal kıldım. Artık, size ebediyen gadab etmeyeceÄŸim!” buyururlar.”

Buhari, Rikâk 51, Tevhid 38; Müslim, Cennet 9, (2829); Tirmizi, Cennet 18, (2558).

5104 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Bana cennete giren ilk üç kiÅŸi arzedildi. Bunlardan biri ÅŸehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah’a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle idi.”

Tirmizi, Fezâilu’l-Cihad 13, (1642).

5105 – Harise İbnu Vehb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Size cennet ehlini haber vereyim mi?” buyurdular. Ashab:

“Evet ey Allah’ın Resûlü” dedi. Aleyhissalatu vesselâm:

“Her bir biçare addedilen zayıf kimsedir. Bu kimse, bir hususta Allah’a yemin etse, Allah onun dilediÄŸini yerine getirirek tebrie eder ve hânis kılmaz” buyurdu ve tekrar sordu:

“Size cehennem ehlini haber vereyim mi? Bunlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir.”

Buhari, Tefsir, Nûn 1, Edeb 61, Eymân 9; Müslim, Cennet 46, (2853); Tirmizi, Cehennem 13, (2608).

5106 – Ebu Davud’da Harise radıyallahu anh’tan gelen bir rivayette, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuÅŸtur:

“Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer.”

Ebu Davud, Edeb 8, (4801).

CEHENNEMLİKLER

5107 – Nu’mân İbnu BeÅŸir radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateÅŸten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar. Öyle tahammülfersa bir azam duyar ki, azabca insanların en hafifi olduÄŸu halde, kendinden ÅŸiddetli azab çeken olmadığını zanneder.”

Buhari, Rikâk 8; Müslim, İman 363, (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607).

5108 – Semüre İbnu Cündeb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“(Cehennemlikler derece derecedir.) Bir kısmı vardır, ateÅŸ onları topuÄŸuna kadar yakalar, bir kısmı vardır, dizlerine kadar yakalar, bir kısmı vardır kemere kadar yakalar, bir kısmı vardır köprücük kemiÄŸine kadar yakalar.”

Müslim, Cennet 33, (2845).

5109 – Ebu’d-Derda radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennem ehline açlık musallat edilir. Bu, içinde bulundukları azaba eÅŸit dereceye ulaşır. Açlığa karşı yardım talep ederler. Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen darî’ (denen dikenli bir ot) verilir. Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boÄŸazda tıkanıp kalan bir yiyecekle imdat edilir. (Bu da boÄŸazlarında takılır kalır, ne ileri geçer, ne de geri gelir.) Derken, dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmaları kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler. Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir. Bu kaplar, yüzlerine yaklaÅŸtırılınca, yüzlerini daÄŸlayıp atar. Su karınlarına girince, içerilerini param parça eder. Bu sefer de:

“Cehennemin bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletir!” derler. Onları çağırırlar. Onlar gelince:

“Size peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiÅŸ miydi?” derler. Onlar:

“Evet getirmiÅŸti (ama dinlemedik)” derler. Bunun üzerine, bekçiler:

“Siz isteyin durun! Kâfirlerin istekleri (burada) boÅŸadır!” derler” (Gâfir 50). Cehennemlikler bekçilerden ümidi kesince:

“(Cehenneme müvekkel melek) Mâlik’i çağırın!” derler. (Mâlik gelince):

“Ey Mâlik, (söyle de) Rabbin bizim hakkımızda ölüme hükmetsin!” derler. Mâlik de onlara:

“Hayır! (Siz burada canlı olarak ebedi) kalıcılarsınız!” diye cevap verecek” (Zuhruf 77).

(Hadisin ravilerinden) A’meÅŸ rahimehullah der ki: “Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Mâlik’e yalvarmaları ile Mâlik’in onlara verdiÄŸi cevap arasında bin yıllak zaman geçecektir. Cehennemlikler, bu sefer aralarında:

“Rabbinize dua edin, sizin için O’ndan daha hayırlı kimse yok!” diyecekler ve elbirlik şöyle yakaracaklar:

“Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı, biz gerçekten sapıtmış kimselerdik. Ey Rabbimiz bizi bundan çıkar. EÄŸer (yine) küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zâlimlerden oluruz” (Mü’minûn 106-107). Rab Teâl, onlara: “Cehennemin içine yıkılıp gidin! Bana bir ÅŸey söylemeyin!” diyecek” (Mü’minûn 108).

Resûlullah devamla dedi ki: “Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeÅŸit hayırdan ümidlerini keserler; hıçkırmaya, nedâmet etmeye, dövünüp yırtınmaya baÅŸlarlar.”

Tirmizi, Cehennem 5, (2589).

5110 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür. Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip geçer. Bu hâdise “Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir” (Hacc 20) ayetinde zikri geçen eritme (es-Sahru) hâdisesidir. Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir.”

Tirmizi, Cehennem 4, (2585).

5111 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kâfirin cehennemdeki bir azı diÅŸi Uhud dağı kadardır. Derisinin kalınlığı da üç gecelik yol mesafesidir.”

Müslim, Cennet 44, (2851); Tirmizi, Cehennem 3, (2580, 2581, 2582).

5112 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kâfir, bir iki fersah uzunluÄŸundaki dilini Kıyamet günü yerde sürür, (Mevkıf’te) insanlar onun üzerine basarlar.”

Tirmizi, Cehennem 3, (2583).

5113 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kıyamet günü ilk çaÄŸrılacak olan, Hz. Âdem’dir. Hak Teâla Hazretleri:

“Ey Âdem!” der. Hz. Âdem:

“Buyur ey Rabbim, emrindeyim!” der. Rabb Teâla:

“Zürriyyetinden cehenneme girecekleri ayır!” emreder. Âdem:

“Ey Rabbim ne miktarını ayırayım?” diye sorar. Rabb Teâla:

“Her yüzden doksandokuzunu!” ferman buyurur.”

(Ashab bu esnada atılıp): “Ey Allah’ın Resûlü! Bizden geriye ne kaldı?” derler. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Benim ümmetim, diÄŸer ümmetler yanında siyah öküzün başındaki beyaz tüy gibi (az)dır!” buyurdular.”

Buhari, Rikak 45.

5114 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Hz. İbrahim aleyhisselâm, Kıyamet günü, babası Azer’i (yüzü) üzerinde bir siyahlık ve toz toprak olduÄŸu halde görür. Babasına:

“Ben sana dünyada iken, “Bana, âsi olma!” demedim mi?” der. Babası ona:

“İşte bugün ben artık sana âsi olmayacağım!” der. Bunun üzerine İbrahim aleyhisselâm:

“Ey Rabbim! Sen yeniden diriltilme gününde beni rüsvay etmeyeceÄŸini vaadetmiÅŸtin. Rahmetten uzak babamın halinden daha rüsvay edici baÅŸka ne var?” diye yakarır. Allah Teâla Hazretleri:

“Ben cenneti kâfirlere haram kıldım!” cevabında bulunur. Sonra şöyle nida edilir:

“Ey İbrahim, ayaklarının altında ne var, biliyor musun?” İbrahim yere bakar ve kana bulanmış bir sırtlan görür. Derhal ayaklarından tutulup ateÅŸe atılır. (İşte bu, İbrahim’in babasıdır, o çirkin surete sokulmuÅŸtur).”

Buhari, Enbiya 8, Tefsir, Åžu’arâ 1.

CENNETLİKLERİN VE CEHENNEMLİKLERİN MÜŞTEREKEN ZİKREDİLDİĞİ HADİSLER

5115 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dâvâ açtılar. Cehennem:

“Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!” diye övündü. Cennet de:

“(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?” dedi. Allah Teâla Hazretleri önce cennete hitap etti:

“Sen benim rahmetimsin. Kullarımdan dilediklerime rahmetimi seninle ulaÅŸtıracağım!” Sonra da cehenneme hitap etti:

“Sen de benim azabımsın. Kullarımdan dilediÄŸimi seninle azablandıracağım!” (Her ikisine yönelerek):

“İkiniz(in de vazifesi var! İkiniz de) dolacaksınız!” buyurdu. Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi. Allah Teâla da ayağını üzerine bastı. Derken cehennem:

“Yeter! Yeter!” diye inledi. Bu suretle dolmuÅŸ olan cehennemin aÄŸzı birbirine kavuÅŸtu. Allah mahlûkatından hiçbir ferde asla zulmetmez.

Cennete gelince, Allah onu yeni mahlûkat yaratarak onu dolduracaktır.”

Buhari, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 25; Müslim, Cennet 35, (2846); Tirmizi, Cennet 22, (2564).

5116 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaÅŸarlar. Lâkin günahları -yahut hataları denmiÅŸtir- sebebiyle ateÅŸe dûçar olan birkısım kimseler vardır ki, ateÅŸ onları tamamen öldürür. Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine ÅŸefaat edilme izni verilir. Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar. Sonra:

“Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün” denilir. Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler.”

Müslim, İman 306, (185).

5117 – Yine Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Mü’minler cehennemden kurtarılıp, cennetle cehennem arasındaki köprüde bir müddet hapsedilirler. Bu sırada, aralarında dünyada geçmiÅŸ olan haksızlıklar kısas edilir. Böylece günahlardan temizlenip paklandıktan sonra cennete girmelerine izin verilir. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, onlardan herbiri, cennetteki evini, dünyadaki evinden daha iyi bilir.”

Buhari, Mezalim 1, Rikâk 48.

5118 – İmran İbnu Husayn radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’ın ÅŸefaati ile, birkısım insanlar cehennemden çıkacak, cennete girecektir. Bunlara cehennemlikler denecektir.”

Buhari, Rikak 513, Ebu Davud, Sünnet 23, (4740); Tirmizi, Cehennem 10, (2603).

5119 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cehenneme giren iki kiÅŸinin oradaki bağırtıları ÅŸiddetlenecek. Allah Teâla Hazretleri: “Çıkarın bunları!” buyuracak. Onlara:

“Niçin bağırıyorsunuz?” diye sorulacak. Onlar:

“Bize merhamet edesin diye böyle yaptık!” diyecekler. Rab Teâla:

“Benim size rahmetim, gidip kendinizi ateÅŸe atmanız ÅŸeklindedir!” buyuracak. Onlar gidecekler. Biri kendisini ateÅŸe atacak. Allah da ateÅŸi ona soÄŸuk ve selametli kılacak. DiÄŸeri kalkar fakat kendini ateÅŸe atamaz. Allah Teâla hazretleri:

“Arkadaşının attığı gibi, seni de kendini atmaktan alıkoyan nedir?” diye sorar. Adam:

“Ey Rabbim, beni ondan çıkardıktan sonra oraya bir kere daha göndermeyeceÄŸini ümid ediyorum!” der. Allah Teâla hazretleri:

“Haydi ümidini verdim!” der. İkisi de Allah’ın rahmetiyle cennete sokulurlar.”

Tirmizi, Cehennem 10, (2602).

5120 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan aÄŸlar. AteÅŸ de arada sırada onu yalar geçer. Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve:

“senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teâla hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediÄŸi ÅŸeyi verdi!” der. Derken ona bir aÄŸaç gösterilir.

“Ya Rabbi! der, beni ÅŸu aÄŸaca yaklaÅŸtır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim!” Allah Teâla hazretleri:

“Ey âdemoÄŸlu! DilediÄŸini versem benden baÅŸka bir ÅŸey istemezsin deÄŸil mi?” der. Adam:

“Ey Rabbim, ondan baÅŸka bir ÅŸey istemeyeceÄŸim!” der ve baÅŸka bir ÅŸey istemeyeceÄŸine dair söz verir. Rabbi de onun özrünü kabul eder. Çünkü o, sabredemeyeceÄŸi ÅŸeyi görmüştür. Onu aÄŸaca yaklaÅŸtırır. Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir aÄŸaç daha gösterilir. Dayanamayıp:

“Ey Rabbim! Beni ÅŸuna yaklaÅŸtır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden baÅŸka bir ÅŸey istemeyeceÄŸim!” der. Allah Teâla:

“Ey âdemoÄŸlu! Bana öncekinden baÅŸkasını istememeye söz vermemiÅŸ miydin? Ben seni yaklaÅŸtıracak olsam baÅŸka ÅŸeyler isteyeceksin!” der. Adam, baÅŸka ÅŸey istemeyeceÄŸi hususunda söz verir. Rabbi de onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceÄŸi ÅŸeyi görmüştür. Adamı ona yaklaÅŸtırır. Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer.

Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir. Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir. Adam yine:

“Ey Rabbim” Beni ÅŸuna yaklaÅŸtır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden baÅŸka bir ÅŸey istemiyorum!” der. Rab Teâla:

“Ey âdemoÄŸlu! Sen ondan baÅŸka bir ÅŸey istemeyeceÄŸine dair bana söz vermemiÅŸ miydin?” der. Adam:

“Evet, Rabbim! Senden baÅŸka bir ÅŸey istemeyeceÄŸim!” der. Rabbi onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceÄŸi bir ÅŸey görmüştür. Onu bu aÄŸaca yaklaÅŸtırır. Adam ona yaklaÅŸtırılınca cennet ehlinin seslerini iÅŸitir. (Dayanamayıp):

“Ey Rabbim! Beni cennete sok!” der. Rab Teâla:

“Ey âdemoÄŸlu! Beni senden kurtaracak ÅŸey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!” der. Adam:

“Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? sen ki âlemlerin Rabbisin!” der.”

İbnu Mes’ûd bu noktada güldü ve: “Niye güldüğümü sormuyor musunuz?” dedi.

“Niye güldün söyle!” dediler.

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da böyle gülmüştü. “Niye güldünüz?” diye soruldu da:

“Rabbülalemin’in, adamın “Sen ki âlemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?” demesine gülmesine gülüyorum!” dedi.

Allah Teâla Hazretleri:

“Ben seninle istihza etmiyorum. Lâkin ben, Azimüşşân dilediÄŸimi yapmaya kâdirim!” buyurdular.”

Müslim, İman 310, (187).

RÜ’YETULLAH (ALLAH’IN GÖRÜLMESİ)

5121 – Cerîr İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir dolunay gecesi, aya baktı ve:

“Siz ÅŸu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O’nu görmede bir sıkışıklığa düşmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek). Artık, güneÅŸin doÄŸma ve batmasından önce hiç bir namaz hususunda size galebe çalınmamasına gücünüz yeterse bunu yapın (namazları vaktinde kılın, vaktini geçirmeyin).”

Cerir der ki: “Resûlullah, sonra ÅŸu ayeti okudu: “Rabbini güneÅŸin doÄŸmasından ve batmasından önce hamd ile tesbih et” (Tâ-ha 13).

Buhari, Mevâkitu’s-Salât 6, 26, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 24; Müslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sünnet 20, (4729); Tirmizi, Cennet 16, (2554).

5122 – Hz. Süheyb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Cennetlikler cennete girince Allah Teâla Hazretleri:

“Bir ÅŸey daha istiyorsanız söyleyin, onu da ilaveten vereyim!” buyurur. Cennetlikler:

“Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Sen bizi cennete koymadın mı? Sen bizi cehennemden kurtarmadın mı (daha ne isteyeceÄŸiz?)” derler. Derken perde açılır. Onlara, yüce Rablerine bakmaktan daha sevimli bir ÅŸey verilmemiÅŸtir.”

Süheyb der ki: “Resûlullah bu sözlerinden sonra ÅŸu ayeti tilavet buyurdular. (Mealen): “İyi iÅŸ, güzel amel yapanlara daha güzel iyilik bir de ziyade vardır” (Yunus 26).

Müslim, İmam 297, (181); Tirmizi, Cennet 16, (2555).

5123 – Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Sen Rab Teâla’nı hiç gördün mü?” diye sordum.

“Nurdur, ben O’nu nasıl görürüm” buyurdular.”

Müslim, İman 291, (178); Tirmizi, Tefsir, Necm, (3278).

5124 – Mesrûk rahimehullah anlatıyor: “Hz. AiÅŸe radıyallahu anhâ’ya dedim ki: “Ey anneciÄŸim! Muhammed aleyhissalâtu vesselâm Rabbini gördü mü?” Bu soru üzerine:

“SöylediÄŸin sözden tüylerim ürperdi. Senin üç hatalı sözden haberin yok mu? Kim onları sana söylerse yalan söylemiÅŸ olur. Şöyle ki: Kim sana: “Muhammed Rabbini gördü” derse yalan söylemiÅŸ olur.

(Hz. AiÅŸe bu noktada, sözüne delil olarak) ÅŸu ayeti okudu. (Mealen): “Onu gözler idrak edemez, O ise gözleri idrak eder” (En’âm 103).

Devamla dedi ki: “Kim sana derse ki Muhammed yarın olacak ÅŸeyi bilir, yalan söylemiÅŸtir. Zira ayet-i kerimede (mealen): “Hiçbir nefis yarın ne kesbedeceÄŸini bilemez” (Lokman 34) buyrulmuÅŸtur. Kim sana “Muhammed’in vahiyden birÅŸey gizlediÄŸini söylerse o da yalan söylemiÅŸtir. Çünkü ayet-i kerimede (Mealen): “Ey Peygamber! Sana Rabbinden her indirileni tebliÄŸ et. Åžayet bunu yapmazsan Allah’ın risaletini tebliÄŸ etmiÅŸ olmazsın” (Maide 67) buyrulmuÅŸtur. Lakin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cibril’i (suret-i asliyesinde) iki sefer görmüştür.”

Buhari, Tefsir, Maide 7, Bed’ü’l-Halk 6, Tefsir, Necm 1, Tevhid 4; Müslim, İman 287, (177); Tirmizi, Tefsir, En’âm, (3070).

CENNETİN VASFI

7291 – Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Åžu dünya ateÅŸiniz var ya! Bu, cehennem ateÅŸinin yetmiÅŸ cüzünden bir cüzdür. EÄŸer o, su ile iki kere söndürülmemiÅŸ (harareti giderilmemiÅŸ) olsaydı, ondan faydalanamazdınız. Åžurası muhakkak ki, bu dünya ateÅŸi, aziz ve celil olan Allah’a, bir daha eski hararetine döndürmemesi için dua eder.”

7292 – Ebu Sa’îd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “(Cehennemde) kafirin vücudu büyür. Öyle ki bir azı diÅŸi Uhud dağından büyük olur. Vücudunun diÅŸinden büyüklüğü, sizden birinin vücudunun diÅŸinden büyüklüğü gibidir.”

7293 – Hâris İbnu UkayÅŸ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Åžurası muhakkak ki, benim ümmetimde öyle ÅŸefaati makbul kimseler var ki, birinin ÅŸefaatiyle Mudar kabilesinin insanlarından daha çok kimse cennete girecektir. Benim (davetime muhatap olan) ümmetimden öylesi de var ki, vücudu ateÅŸ için irileÅŸir ve cehennemin bir köşesini teÅŸkil eder.”

7294 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “AÄŸlama, cehennem ahalisi üzerine gönderilir. Bunun üzerine onlar da (aÄŸlamaya baÅŸlarlar ve) gözyaÅŸları kuruyuncaya kadar aÄŸlarlar. Sonra (yaÅŸ yerine) kan aÄŸlarlar. Öyle ki yüzlerinde kanallar meydana gelir. EÄŸer bu kanallara gemiler salınsa gemiler yürür.”

7295 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyamet günü ölüm getirilir. Sırat üzerinde durdurulur ve: “Ey cennet ahalisi!” diye nida edilir. Cennettekiler, (bu çaÄŸrı üzerine) içinde bulundukları (o güzel) yerden çıkarılacakları korku ve heyecanıyla bakarlar. Sonra da: “Ey cehennem ahalisi!” diye nida edilir. Onlar da içinde bulundukları (o fena) yerden çıkarılacakları ümid ve sevinciyle bakarlar. (Ölüm gösterilerek) “Bunu tanıyor musunuz?” denilir. (Cennetlikler ve cehennemlikler hepsi bir ağızdan:) “Evet! Bu ölümdür” derler.”

Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdu ki: “Bundan sonra emredilir ve Sırat üzerinde ölüm kesilir. Sonra her iki tarafa birden: “Haydi bulunduÄŸunuz hal üzere ebediyet sizindir, burada artık ölüm yoktur” denilir.”

CENNETİN EVSAFI

7296 – Ebu Sa’îdi’I-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Cennette bir karışlık yer (ebedi olduÄŸu için, fani olan) küre-i arz ve üzerinde bulunanlardan -dünya ve içindekilerden- daha hayırlıdır.”

7297 – Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette bir kamçılık yer (ebedi olduÄŸu için, fani olan) dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.”

7298 – Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün Ashab-ı Kiramına: “İçinizde cennet için gayret edecek kimse yok mu? Zira cennetin eÅŸi yoktur. Kâ’be’nin Rabbine yemin ederim ki, cennet, parıl parıl parlayan nurları, güzel kokulu üğrünen yeÅŸillikleri, saÄŸlam yüksek köşkleri, devamlı akan nehirleri, çok çeÅŸitli olgun meyveleri, güzel genç zevceleri, pek çok takım elbiseleri ile yüksek, saÄŸlam ve güzel saraylarda saadet ve yüz parlaklığı içinde yaÅŸanan ebedi mekandır” buyurdu. Sahabiler: “Biz zaten onun için gayretteyiz, ey Allah’ın Resulü!” dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: “İnÅŸaallah!” deyiniz” dedi ve sonra cihaddan söz açtı ve ona teÅŸvik etti.”

7299 – Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Allah’ın cennete soktuÄŸu hiç kimse yoktur ki, onu yetmiÅŸiki zevce ile evlendirmiÅŸ olmasın. Bunlardan ikisi hüru’l-ayn (siyah gözlü), yetmiÅŸ tanesi cehennemliklerden kendine düşen mirasıdır. Bu kadınlardan herbiri ÅŸehvet çekicidir ve cennetlik her erkeÄŸin ÅŸehvet gücü dâimidir.”

HiÅŸam İbnu Halid der ki: “(Hadiste geçen) “Cehennemliklerden kendine düşenmirası” ibaresinden maksad, cehenneme giren erkeklerdir; bunların kadınlarına cennet ehli varis olurlar, tıpkı Firavun’un hanımına varis olunduÄŸu gibi.”

7300 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “(Cennette) sizden herbirinin iki tane menzili vardır: “Bir menzili cennette, bir menzili de cehennemde. Ölünce cehenneme girerse cennet ehli onun menziline varis olur. İşte Allah Teâla hazretlerinin ÅŸu sözü bu durumu teyid eder: “İşte onlar varislerin ta kendileridir” (Mü’minün 10).”