7. Ay ve Güneş Tutulması:

Ay ve güneş tutulmasını hurafeye karıştıranlar çıkmıştır. Nitekim bazı yörelerimizde; Ay ve Güneşin şeytanlar tarafından tutulduğuna inanılmaktadır. Bu nedenle tutulma olayı başlayınca teneke ve davul çalınmakta, bazı yerlerde de silah atılmaktadır. Sebebi ise; şeytan gürültü ve silah sesinden korkarmış. Böylece Ay ve Güneş tutulmaktan kurtulurmuş.
Bir baÅŸka inanışa göre de “Ay ve GüneÅŸi melekler götürüp bir danaya teslim ederlermiÅŸ, o dana da denize batırırmış. Denize batırılan ay ve güneÅŸi de balıklar yutarmış”(36).

Ayrıca ay ve güneş tutulması ile ilgili olarak şu inançlar da yaygın olarak söylenmektedir.

—Ay ve güneş tutulması kıyamet alametidir.

—Ay ve güneş tutulursa o yıl kıtlık olur.

—Ay ve güneş tutulursa savaş ve karışıklıklar çıkar.

—Ay ve güneş tutulması büyük ve ünlü kişilerin ölümüne işarettir.

Hz. Muhammed (S.A.S)’in oÄŸlu İbrahim, 18 aylık iken ölmüştü. İbrahim’in öldüğü gün GüneÅŸ tutulmuÅŸtu. Bunu gören halktan bazı kimseler, “GüneÅŸ, İbrahim öldüğü için tutuldu” demiÅŸlerdi. İşte bu inanç, bu olaya dayanarak ileri sürülmüştür. Oysa ay ve güneÅŸ tutulmasının yukarıda iddia edilen olaylarla hiçbir ilgisi yoktur.

MuÄŸire İbn Åžu’be (ra)’den gelen bir rivayette şöyle denilmiÅŸtir.

“Resulullah (S.A.V) zamanında (Peygamberimizin oÄŸlu) İbrahim (ra) vefat ettiÄŸi gün güneÅŸ tutuldu. Halk: «GüneÅŸ ibrahim’in ölümünden dolayı tutuldu» dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (S.A.V): “GüneÅŸ ile ay hiçbir kimsenin ne ölümünden ne de hayatından dolayı tutulmuÅŸtur. Bunu görünce hemen namaza durup Allah’a duaya koyulun”‘(37) buyurmuÅŸtur.

Yine konuyla ilgili olarak bir baÅŸka hadislerinde de şöyle söylemiÅŸtir: “Şüphesiz ki güneÅŸ ile ay insanlardan kimsenin ölümü için tutulacak deÄŸildir. Lakin bunlar Allah’ın âyetlerinden (kudretinin delillerinden) iki ayettir. Binaenaleyh bu olayı gördüğünüzde (hemen) kalkıp namaz kıhnız”(38).

Bu hadislerden açıkça anlaşılmaktadır ki, ay ve güneÅŸ tutulmasının ölüm olayı ile hiçbir ilgisi yoktur. Hadisin sonundaki “Bu olayı görünce namaz kılınız” buyruÄŸu ise, Cenab-ı Hakk’ın bilinir, bilinmez afet ve belâlara karşı bizlerin koruması, esirgemesi ve yardımını eksik etmemesi, dileÄŸimizi kendisine arzetmek içindir. O, yardım etmezse hiçbir ÅŸey yapamayacağımız idrak içindir. Çünkü her ÅŸeye kadir olan ancak Yüce Yaratandır. Böyle durumlarda Sevgili Peygamberimiz Allah’a karşı dua ve niyazda bulunmuÅŸ. O’nun huzurunda secde ve rüku yaparak namaz kılmıştır. Bizlere de aynı ÅŸeyi yapmamızı tavsiye etmiÅŸlerdir.

BilindiÄŸi gibi ay ve güneÅŸ kainat düzeni içerisinde Allah’ın irade buyurduÄŸu ilâhi kanuna tabi olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.

“GüneÅŸ kendine mahsus yörüngesinde akıp gitmektedir, İşte bu, güçlü ve bilgin olan Allah ‘ın kanunudur. Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eÄŸri hurma dalı gibi (hilal) olur da geri döner. Ne güneÅŸ aya yetiÅŸebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Bunlardan her biri belli bir yörüngede yüzmeye (akıp gitmeye) devam ederler” (39).

Ay ve Güneş tutulması ne şeytanın karartması, ne de dananın onu denize atması ile ilgilidir. Ay ve Güneş tutulması, Ay ve Dünyanın güneş etrafındaki hareketlerine bağlı bir oluş biçimidir. Günümüzün astronomi bilginleri için, ay ve güneşin hangi tarihte tutulacağım, tutulma olayının kaç dakika süreceğini ve yeryüzünün nerelerinden görünebileceğini önceden hesap etmek artık bir oyuncak haline gelmiştir. Buna rağmen bu astronomi olayını idrak edemeyenler hâlâ bulunmaktadır.

Ay ve güneÅŸ tutulduÄŸu zaman bazı yörelerimizdeki silah atma, teneke çalma adeti, kanaatimizce hadislerde zikredilen, “Namaz kılınız, Allah’a dua ediniz” tavsiyesini, müslümanlara haber vermek için olsa gerektir. Fakat bu uyarı zamanla, “Åžeytanları kovalama” ÅŸeklinde yanlış bir inanışa dönüşmüştür. Giderek “kıtlık alameti”, “savaÅŸ iÅŸareti”, “ünlülerin ölümü” gibi batıl inanışlara kaymıştır.

——————————————————————————–

(36) İslâm’a Sokulan Bid’at ve Hurafeler, Mustafa Uysal, 5. baskı, s. 257

(37) Tecrid-i Sarih, c. 3, Hadis No: 547.

(38) Sahih-1 Müslim-ve Tercümesi, c. 3, s. 87

(39) Yasin Suresi, Âyet: 38-39, 40.