3.Kurşun Dökmek:

Halkımız arasında “göz deÄŸmesi, göze gelme” diye adlandırılan bir “NAZAR” inancı vardır. Nazar isabet eden kimsenin kendisine, malına veya eÅŸyasına bir zarar geleceÄŸine inanılır. Bu nedenle nazarın isabetinden ve etkisinden korunmak üzere bazı tedbirlere baÅŸvurulmaktadır. Bunlar korunma ve kurtulma tedbirleri olmak üzere iki kısma ayrılır.
Korunma tedbirleri olarak çocuklara, at, dana, inek, vb. hayvanlara, ev, dükkan, otomobil gibi eÅŸyaya nazar boncuÄŸu, at nalı, üzerlik otundan yapılan kolyeler takılmakta bazı yörelerimizde de özellikle çocuklara kurt, ayı, kartal, leylek gibi hayvanların diÅŸ, tırnak ve kemiklerinden yapılan nazarlıklar takılmaktadır. Böylece nazarın isabetinden korunulacağına inanılmaktadır. Ayrıca nazar muskalarının da kullanıldığı görülmektedir. Nazar isabetinden kurtulmak için ise, kurÅŸun veya mum döktürülmekte, nefesi keskin (izinli denilen) hocalara okutulmaktadır.Bazı yörelerimizde de “tuz çatılmakta”, “un yakılmakta” , “üzerlik otu” yakılarak dumanı ile tütsülenilmektedir.


En yaygın olan uygulama kurşun veya mum dökme adetidir. Bu iş şöyle yapılmaktadır:

Nazar isabet eden hasta (genellikle çocuklar), kurşun dökücüsünün önüne oturtulur. Başı bir örtü ile kapanır. Çocuğun başı üzerinde tutulan ve içinde su bulunan kaba, ocakta eritilen kurşun dökülür. Kurşun döküldükten sonra oradakiler hep beraber;

“Kem göz çatlasın

Nazar eden patlasın”

diye beddua ederler. Bazı yerlerde de yaygın olarak nazarlıkotu yakılır. Dumanı ile hasta tütsülenir. Bu esnada çabuk çabuk,

“Üzerliksin havasın

Her dertlere devasın

Ak göz, kara göz,

Mavi göz, ela göz

Hangisi nazar etmiÅŸse

Onların nazarını boz”

denilmektedir. Şu tekerleme de söylenilmektedir:

“Elemtere fiÅŸ

Kem gözlere şiş

Üzerlik çatlasın

Nazar eden patlasın”(4).

Bu konuda ÅŸunu ifade etmek isterim ki, nazardan korunmak veya kurtulmak için çeÅŸitli nazar boncukları, diÅŸ, kemik, tırnak ve üzerlik otu gibi nesneleri takmak dinimiz açısından doÄŸru deÄŸildir. Çünkü İslâmda fayda ve zarar Allah’ın takdiriyle tecelli eder. Bundan ayrılıp birtakım nesnelerden medet ummak yanlıştır, hurafedir. Zira Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.S), nazar boncuÄŸu gibi birtakım nesneleri takarak, hastalıktan kurtulmaya irikad etmeyi men etmiÅŸlerdir.

Allah Elçisi şöyle buyuruyor:

“Efsun yapmak, nazar boncuÄŸu takmak, kadınların kocalarına kendilerini sevdirmek için sihir yapmak, ŞİRK (Allah’a ortak koÅŸmak)tır”(5).

Ancak bir hususa deÄŸinmekte yarar görüyorum. Çünkü halkımız “nazar var mıdır, varsa İslâm’ın Bakış açışı nedir?” diye çok soru sormaktadır.

Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyorlar: “Nazar haktır (gerçektir).”

“Nazar insanı mezara, deveyi kazana koyar”(6) Öyleyse “İsabet-i ayn” denilen nazar vardır ve gerçektir. Peki mahiyeti ve İslâm’a göre korunma çaresi nedir? Bunu en yetkili merci olan Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun, konuya iliÅŸkin sorulan bir soruya verdiÄŸi cevaptan öğrenelim.

“Mahiyeti ve nasıl olduÄŸu kesin olarak bilinmemekle birlikte, nazar veya göz deÄŸmesi, yani bazı kimselerin bakışları ile bazı olumsuz etkilerin meydana gelmesi dinen de kabul edilmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de (Kalem Sûresi, Ayet: 51-52)

“… İnkar edenler Kur’ân’ı dinlediklerinde, neredeyse seni gözleriyle yıkıp devireceklerdi” buyrulmaktadır.

Hz. AiÅŸe (R.A.)’nin naklettiÄŸi bir hadis-i ÅŸerifte de Hz. Peygamber (S.A.S) “Nazardan Allah’a sığının, çünkü nazar (göz deÄŸmesi) haktır.” (İbn Mâce, 2/1159 Hadis No: 3508) buyurmuÅŸtur.

Resulullah (S.A.V)’ın nazar deÄŸmesine karşı, “Ayetü’l Kürsr ‘ ile ihlâs ve Muavvizeteyn (yani Felak ve

Nas) Sûrelerini okuduğu ashabına da bunları okumalarını tavsiye buyurduğu (Tecrid tercemesi, 12/90, Hadis No: 3508) buyurmuştur.

İslâm bilginleri, nazarın etkisinden korunmak veya nazar isabet etmiş ise kurtulmak için Kalem Sûresinin 51. ve 52. âyetlerinin okunmasını da tavsiye etmişlerdir.

“Büyük velilerden Hasan Basri Hazretleri, nazara karşı Kalem Sûresi’nin 51. ve 52. âyetlerini okur ve nazardan etkilenen kimselere de okunmasını tavsiye ederdi”(7)

Bu âyetlerle ilgili olarak “Esrar-ı Muhammediye” adlı eserde şöyle denilmiÅŸtir:

“Bu âyet-i kerime (Kalem Sûresi 51. ve 52. âyetleri) de nazarın def’i içindir. İster yazmak suretiyle taşınsın, ister o âyetin okunduÄŸu okunmuÅŸ suyla yıkanılsın veya o âyetin okunduÄŸu sudan içilsin hep aynıdır. Nazarın etkisinden korunmak için tavsiye edilmiÅŸtir(8).

Kalem Sûresinde adıgeçen âyetlerin okunuşu:

“Ve in yekâdülleziyne keferû leyüzlikûneke biebsâ-rihim lemmâ semiu’z-zikre veyekûlûne innehü le-mecnun. Ve mâ hüve illâ zikrun li’l âlemin.”

Âyetlerin anlamı: “Hakikat, o küfredenler zikri (Kur’ân ‘ı) iÅŸittikleri zaman az kalsın seni gözleriyle yıkacaklardı. Halbuki O (Kur’ân) âlemler için (ins-ü cin için)(mahzı) ÅŸereften (öğütten) baÅŸka birÅŸey deÄŸildir” (9) (Kalem Sûresi, âyet: 51, 52).

İnsan hoÅŸuna giden birÅŸeye bakarken nazarı deÄŸmemesi için “Maaşâallah, La kuvvete illâ billah” demelidir. Bu Peygamber Efendimiz’in okuduÄŸu bir duadır.

“Nazar deÄŸmemesi için çocuklara nazarlık veya boncuk takılması ise cahiliyet devri âdetlerindendir. (Yani batıl âdettir). Bu itibarla hiçbir faydası olmadığı gibi, dinen de caiz deÄŸildir.

Hastalanan kimselere Cenâb-ı Hak’tan ÅŸifa umarak, Kur’ân-ı Kerim ve ÅŸifa ile ilgili dualar okumak caizdir. Halkı kandırmak, baÅŸkalarına zarar vermek, gaibten haber vermek, falcılık ve sihir yapmak… gibi iÅŸler ise dinen haramdır. Bu tür maksatlar için üfürükçülük yapmak dinen caiz olmadığı gibi, kanunen de suçtur. Bu itibarla, sihirbazlık ve sihirle ilgili üfürükçülüğü meslek ve sanat edinen ve böylece saf kimseleri kandırarak menfaat saÄŸlayan kiÅŸilerin ilgili mercilere bildirilmesi gerekir”(10).

——————————————————————————–

(4) Türk Halk Bilimi, Sedat Veyis Örnek, s. 168.

(5) Fethü’l-Kebir, c. l, s. 304.

(6) a.g.e., c. l, s. 253.

(*) Bakara Suresinin 255. âyeti.

(7) Nazar ve Büyü, Bayram Altan, İlaveli 2. Baskı, s. 67.

(8)a.g.e., s. 67.

(9) Kur’ân-ı Hakim ve Meali Kerim, H.Basri Çantay, C. 3, s. 1080. ikinci Baskı, İstanbul, 1958.

(10) Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun konuya iliÅŸkin olarak sorulan bir soruya verdiÄŸi cevaptan.