KURAN’I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

45-CASİYE:

1 – Hâ, mîm

2 – Bu kitap, Azîz ve Hakîm olan Allah tarafından indirilmiÅŸtir.

3 – Şüphesiz göklerde ve yerde müminler için birçok âyetler vardır.

4 – Sizin yaratılışınızda ve çeÅŸitli canlıları yeryüzüne yaymasında kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.

5 – Gece ile gündüzün deÄŸiÅŸmesinde ve Allah’ın gökten bir rızık sebebi olan yaÄŸmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir topluluk için nice deliller vardır.

6 – İşte bunlar, Allah’ın âyetleridir. Sana onları hakkıyla okuyoruz. Artık Allah’a ve âyetlerine inanmadıktan sonra hangi söze inanacaklar?

7 – Her günahkâr kiÅŸinin vay haline!

8 – O kimse Allah’ın kendisine okunan âyetlerini iÅŸitir de, sonra sanki kibrinden hiç iÅŸitmemiÅŸ gibi ısrar eder. İşte sen onu, can yakıcı bir azabla müjdele!

9 – Âyetlerimizden birÅŸey öğrendiÄŸi zaman, onu alaya alıyor. İşte onlar için rezil ve rüsvay edici bir azap vardır.

10 – Ötelerinde cehennem var. Ne kazandıkları ÅŸeyler, ne de Allah’tan baÅŸka edindikleri dostlar, kendilerinden hiçbir ÅŸeyi (azabı) kaldıramaz. Onlar için büyük bir azab vardır.

11 – Bu Kur’an bir hidâyettir. Rablerinin âyetlerini inkâr edenlere ise, en ÅŸiddetlisinden acıklı bir azab vardır.

12 – Allah O (yüce) zâttır ki, emriyle içinde gemilerin seyretmesi, sizin de O’nun lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için denizi emrinize vermiÅŸtir.

13 – O, göklerde ve yerde bulunan herÅŸeyi kendinden bir lütuf olarak sizin hizmetinize vermiÅŸtir. Şüphesiz bunda düşünen topluluklar için ibret ve deliller vardır.

14 – Ey Muhammed! İman edenlere söyle: Allah’ın cezalandıracağı günlerin geleceÄŸini ummayanları ÅŸimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır.

15 – Her kim iyi bir iÅŸ yaparsa onun faydası kendisinedir. Kim de kötülük yaparsa zararı yine kendinedir. Sonra hep Rabbinize döndürüleceksiniz.

16 – Andolsun ki biz, vaktiyle İsrailoÄŸulları’na kitap, hüküm ve peygamberlik vermiÅŸtik. Onları temiz rızıklarla rızıklandırmıştık. Ve onları âlemlerden üstün kılmıştık.

17 – Din hususunda onlara apaçık deliller verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki çekememezlik ve düşmanlık yüzünden ayrılığa düşmüşlerdi. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri ÅŸeylerde, kıyâmet günü aralarında hükmedecektir.

18 – Sonra (Ey Muhammed) seni din hususunda apaçık bir ÅŸeriat sahibi kıldık. Sen ona uy, bilmeyenlerin hevâ ve heveslerine uyma.

19 – Çünkü onlar Allah’tan gelecek hiçbir ÅŸeyi senden uzaklaÅŸtıramazlar. Şüphesiz zâlimler, birbirlerinin dostlarıdır. Allah ise müttakilerin dostudur.

20 – Bu (Kur’an) insanların kalb gözünü açan bir nur, kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir.

21 – Yoksa, kötülük iÅŸleyenler, hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini, iman edip iyi ameller iÅŸleyen kimselerle bir tutacağımızı mı zannettiler? Ne kötü hüküm veriyorlar!

22 – Halbuki Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Hem de herkese yaptığının karşılığı verilmek üzere, onlara asla haksızlık edilmez.

23 – (Ey Muhammed!) Hevâ ve hevesini kendine ilâh edinen, Allah’ın kendi ilmi dahilinde saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürleyip gözüne perde çektiÄŸi kimseyi görüyor musun? Åžimdi onu Allah’tan baÅŸka kim hidâyete erdirebilir? Hala düşünmez misiniz?

24 – Hem müşrikler dediler ki: “Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaÅŸarız. Bizi ancak geçen zaman yokluÄŸa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler.

25 – Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduÄŸu zaman; “EÄŸer sözünüzde doÄŸru iseniz atalarımızı diriltip getirin.” demekten baÅŸka söylenecek hiçbir delil yoktur.

26 – (Ey Muhammed!) De ki: “Allah sizi diriltir. Sonra sizi o öldürür, sonra da geleceÄŸinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir araya toplar. Fakat insanların çoÄŸu bilmezler.

27 – Göklerin ve yerin mülkü sadece Allah’ındır. Kıyâmetin kapacağı gün varya, iÅŸte o gün batıla sapanlar hep hüsrana düşecekler.

28 – O gün her ümmeti, diz çökmüş görürsün. Her ümmet, kendi kitabına çağırılır, onlara: “Bugün yaptığınız amellerin cezası verilecektir.

29 – İşte kitabınız, yüzünüze karşı hakkı söylüyor, çünkü biz sizin yaptıklarnızı hep kaydediyorduk.” (denir).

30 – İman edip iyi iÅŸler yapanlara gelince; Rableri onları rahmeti içine koyacaktır. İşte apaçık kurtuluÅŸ budur.

31 – Ama kâfirlere gelince; onlara da denilir ki; “Size âyetlerim okunmadı mı? Siz büyüklük tasladınız ve günah iÅŸleyen bir kavim oldunuz deÄŸil mi?

32 – Allah’ın vaadi gerçektir. “O kıyâmetin geleceÄŸinde şüphe yoktur.” denildiÄŸinde “Kıyamet nedir bilmiyoruz.” Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.” derdiniz.

33 – Derken yaptıkları amellerin kötülüğü gözlerinin önüne serildi, alay edip durdukları ÅŸey onları kuÅŸatıverdi.

34 – O gün kâfirlere şöyle denilir; “Siz, dünyada bugüne kavuÅŸmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateÅŸtir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur.”

35 – Bunun sebebi ÅŸudur; Siz Allah’ın âyetlerini alaya aldınız, dünya hayatı sizi aldattı. Artık bugün onlar, ateÅŸten çıkarılmayacaklar ve kendilerinden özür dilemeleri de kabul edilmeyecektir.

36 – Hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.

37 – Göklerde ve yerde büyüklük ve hâkimiyet O’nundur. O, Aziz’dir (herÅŸeye galiptir); Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).