KURAN’I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

6-EN’AM:

1 – Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. Böyleyken kâfirler hâlâ Rablerine baÅŸkalarını eÅŸit sayıyorlar.

2 – Sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel takdir eden O’dur. Tayin edilen bir ecel de (kıyamet zamanı) O’nun katındadır. Sonra bir de şüphe ediyorsunuz.

3 – O, göklerde de, yerde de (tek) Allah’tır. Sizin gizlinizi, açığınızı ve ne kazandığınızı bilir.

4 – Onlara Rab’lerinin âyetlerinden hiçbir âyet gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

5 – Hak, kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları ÅŸeyin haberi yakında kendilerine gelecektir.

6 – Kendilerinden önce nice nesilleri helak ettiÄŸimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediÄŸimiz imkanları onlara vermiÅŸtik. Onlara gökten bol bol yaÄŸmur indirmiÅŸ, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından dolayı helak ettik. Ve kendilerinden sonra baÅŸka bir nesil yarattık.

7 – EÄŸer sana kağıtta yazılı bir kitap indirmiÅŸ olsak da onu elleriyle tutsalardı, yine de o kâfirler: “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir” derlerdi.

8 – “O’na bir melek indirilmeli deÄŸil miydi?” dediler. EÄŸer bir melek indirseydik, iÅŸ bitirilmiÅŸ olurdu, sonra kendilerine hiç göz açtırılmazdı.

9 – EÄŸer Peygamberi, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir adam ÅŸeklinde yapardık ve onları yine düştükleri kuÅŸkuya düşürürdük.

10 – Senden önce de peygamberlerle alay edilmiÅŸti. Fakat onlardan alay edenleri, alay ettikleri ÅŸey kuÅŸatıverdi.

11 – De ki: “Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuÅŸ, görün!”.

12 – De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” “Allah’ındır” de. O, rahmet etmeyi kendi nefsine yazmıştır. Sizi, varlığında asla şüphe olmayan kıyamet gününde toplayacaktır. Ama kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.

13 – Gecede, gündüzde barınan her ÅŸey O’nundur. O, iÅŸitendir, bilendir.

14 – De ki: “Gökleri ve yeri yoktan var eden, besleyen, fakat kendisi beslenmeyen Allah’tan baÅŸka dost mu tutayım?” “Ben İslâm olanların ilki olmakla emrolundum” de ve sakın Allah’a ortak koÅŸanlardan olma.

15 – De ki: “EÄŸer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım”.

16 – O gün kimden azab giderilirse, kuÅŸkusuz Allah ona rahmet etmiÅŸtir. İşte apaçık kurtuluÅŸ budur.

17 – Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine kendisinden baÅŸka açacak yoktur. Ve eÄŸer sana bir hayır dokundursa, kuÅŸkusuz O, herÅŸeyi yapabilendir.

18 – O, kullarının üstünde tam hâkimdir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, herÅŸeyden haberdardır.

19 – De ki: “Åžahitlik yönünden hangi ÅŸey daha büyüktür?”. De ki: “Allah, benimle sizin aranızda ÅŸahittir ve bana bu Kur’ân vahyolundu ki, onunla hem sizi, hem de sizden sonra kendisine ulaÅŸan herkesi uyarayım. Allah’la beraber baÅŸka ilâhlar olduÄŸuna siz gerçekten ÅŸahitlik eder misiniz?” De ki: “Ben buna ÅŸahitlik etmem”. “O, ancak ve ancak bir tek ilâhtır ve gerçekten ben, sizin ortak tuttuÄŸunuz ÅŸeylerden uzağım”de.

20 – Kendilerine Kitap verdiÄŸimiz kimseler, Peygamber’i, kendi oÄŸullarını bildikleri gibi, bilirler. Kendilerine yazık edenler var ya! İşte onlar iman etmezler.

21 – Allah’a iftira ederek yalan uydurandan veya âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphe yok ki zalimler kurtuluÅŸa eremezler.

22 – O gün hepsini mahÅŸere toplayacağız. Sonra Allah’a ortak koÅŸanlara: ” Hani nerede o Allah’a ortak saydığınız ortaklarınız?” diyeceÄŸiz.

23 – Sonra, (Onlar): “Rabbimiz, Allah’a yemin ederiz ki, biz müşriklerden deÄŸildik” demekten baÅŸka bir özür bulamayacaklar.

24 – Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti.

25 – İçlerinden seni dinleyenler de vardır, fakat biz, onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne örtüler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar, bütün delilleri görseler bile yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar. Ve o kâfirler: “Bu, öncekilerin masallarından baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir” derler.

26 – Onlar, insanları Kur’ân’a iman etmekten menederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini mahvediyorlar ama farkında deÄŸiller.

27 – Onların, ateÅŸin üzerinde durduruldukları zaman: “Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabb’imizin âyetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık” dediklerini bir görsen!

28 – Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri ÅŸeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar.

29 – Dediler ki:” Dünya hayatımızdan baÅŸka bir hayat yoktur, biz diriltilecek deÄŸiliz”.

30 – Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: “Bu, bir gerçek deÄŸil midir?”. Onlar da: “Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir” derler. Rableri de onlara: “Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!” der.

31 – Allah’ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uÄŸramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiÅŸ olarak şöyle derler: “Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!” Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!

32 – Dünya hayatı, eÄŸlence ve oyundan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?

33 – Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar aslında seni yalanlamıyorlar, fakat, o zalimler Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.

34 – Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet olunmaya sabrettiler. Allah’ın sözlerini deÄŸiÅŸtirecek hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz ki sana, peygamberlerin haberlerinden bir kısmı gelmiÅŸtir.

35 – EÄŸer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa yerin içine (inebileceÄŸin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceÄŸin) bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!

36 – Daveti ancak dinleyenler kabul ederler. Ölülere gelince, Allah onları diriltir, sonra O’na döndürülürler.

37 – Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli deÄŸil miydi?” De ki: “Şüphesiz ki Allah, bir mucize indirmeye kâdirdir, fakat çokları bilmezler”.

38 – Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuÅŸ yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir ÅŸeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.

39 – Âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediÄŸi kimseyi ÅŸaşırtır, dilediÄŸi kimseyi de doÄŸru yola koyar.

40 – De ki: “Kendinizi hiç düşündünüz mü, Allah’ın azabı size gelse veya kıyamet vakti gelse, Allah’tan baÅŸkasına mı yalvarırsınız? EÄŸer sözünde doÄŸru kimselerseniz cevap verin”.

41 – Hayır, yalnız o Allah’a yalvarırsınız. O da dilerse kaldırılmasını istediÄŸiniz belayı kaldırır ve o zaman ortak koÅŸtuÄŸunuz ÅŸeyleri unutursunuz.

42 – Şüphesiz ki senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Bize yalvarsınlar diye onları darlık ve sıkıntı ile yakalayıp cezalandırdık.

43 – Hiç olmazsa kendilerine baskınımız geldiÄŸi zaman olsun, yalvarmalı deÄŸiller miydi? Fakat kalbleri katılaÅŸtı ve ÅŸeytan yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.

44 – Kendilerine hatırlatılanları unuttuklarında, onlara her ÅŸeyin kapısını açtık. Nihayet kendilerine verilen o nimetlerle sevinip zevke dalınca onları azabımızla ansızın yakalayıverdik. Hemen ümitsizliÄŸe kapılıp ÅŸaÅŸkına döndüler.

45 – Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.

46 – De ki: “Söyleyin bakalım, eÄŸer Allah kulaklarınızı ve gözlerinizi alır da kalblerinize mühür vurursa, Allah’tan baÅŸka onları size getirecek tanrı kimdir?”. Dikkat et, âyetlerimizi nasıl türlü türlü açıklıyoruz, sonra da onlar yüz çeviriyorlar?

47 – De ki: “Söyler misiniz bana! Size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zalim toplumdan baÅŸkası mı helak olur?”

48 – Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz. Artık kim iman edip durumunu düzeltirse, onlara hiç korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

49 – Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yapmakta oldukları fenalıklar yüzünden onlara azap dokunacaktır.

50 – De ki: “Size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmiyorum. Ve size, ben bir meleÄŸim de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum.” De ki: “Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?”

51 – Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur’an’la uyar. Onlar için Allah’tan baÅŸka ne bir dost, ne de bir ÅŸefaatçi vardır. Gerekir ki Allah’tan korkarlar.

52 – Sırf Allah’ın rızasını dileyerek sabah akÅŸam Rab’lerine dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sen sorumlu deÄŸilsin, onlar da senin hesabından sorumlu deÄŸiller. Onları yanından kovduÄŸun takdirde zalimlerden olursun.

53 – Biz onlardan kimini kimi ile, “Allah aramızdan bunlara mı lutfunu layık gördü” desinler diye, iÅŸte böyle imtihan ettik. Allah, şükredenleri daha iyi bilen deÄŸil midir?

54 – Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük iÅŸleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir”.

55 – Suçluların tuttuÄŸu yol açığa çıksın diye, âyetleri iÅŸte böyle genişçe açıklıyoruz.

56 – De ki: “Şüphesiz ki bana, Allah’tan baÅŸka yalvardıklarınıza ibadet etmem yasaklandı”. De ki: “Sizin çarpık isteklerinize uymayacağım, (eÄŸer uyarsam) o zaman sapıtmış olur, doÄŸru yolda gidenlerden olmamış olurum”.

57 – De ki: “Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise onu yalanladınız. O çabuk gelmesini istediÄŸiniz azab benim elimde deÄŸildir, hüküm ancak Allah’a aittir, gerçeÄŸi O anlatır ve O, hakkı bâtıldan ayırdedenlerin en hayırlısıdır”.

58 – De ki: “Sizin çabuk gelmesini istediÄŸiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir”.

59 – Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları O’ndan baÅŸkası bilmez, karada ve denizde olanları O bilir ve bir yaprak düşmez ki, onu O bilmesin; ne toprağın karanlıklarında bir tane, ne de kuru ve yaÅŸ hiçbir ÅŸey yoktur ki, o herÅŸeyi açıklayan Kitap’ta bulunmasın.

60 – Sizi geceleyin ölü gibi uyutan, gündüzün ne yaptıklarınızı bilen, sonra ölüm ânı gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran O’dur. Sonunda da dönüşünüz ancak O’nadır. Sonra bütün yaptıklarınızı size O haber verecektir.

61 – O, kulları üzerinde hükümranlığı sürdürür ve size koruyucular gönderir, sonunda sizden birinize ölüm geldiÄŸi vakit elçilerimiz, hiç eksiklik yapmadan, onun canını alırlar.

62 – Sonra da gerçek Mevlâlarına döndürülürler. Dikkatli olun, hüküm ancak O’nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.

63 – De ki: “Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız” diye gizli ve aÅŸikâr O’na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?

64 – De ki: “Allah, sizi ondan ve bütün sıkıntılardan kurtarır, sonra da siz yine ortak koÅŸarsınız”.

65 – De ki: “O’nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter”. Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.

66 – Kavmin o (Kur’ân’ı) yalan saydı, halbuki o gerçektir . De ki: ” Ben sizin vekiliniz deÄŸilim”.

67 – Her haberin kararlaÅŸtırılmış bir zamanı vardır, siz de onu yakında bileceksiniz.

68 – Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliÄŸe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaÅŸ ki, ondan baÅŸka söze dalsınlar. EÄŸer ÅŸeytan bunu sana unutturursa hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalimler topluluÄŸuyla oturma.

69 – Allah’tan korkanlara o zalimlerin hesabından bir sorumluluk yoktur. Fakat bu bir hatırlatmadır. Gerekir ki sakınırlar.

70 – Dinlerini bir oyun ve bir eÄŸlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı ÅŸey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah’tan baÅŸka hiç bir dost ve hiçbir ÅŸefaatçi bulunmadığını Kur’ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları ÅŸey yüzünden helake uÄŸratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır.

71 – De ki: “Biz Allah’ı bırakıp da bize fayda veya zarar vermeyen ÅŸeylere mi yalvaralım? Allah bizi doÄŸru yola kavuÅŸturduktan sonra ardımıza mı dönelim? ArkadaÅŸları, bize gel, diye doÄŸru yola çağırdıkları halde yeryüzünde ÅŸaÅŸkın ÅŸaÅŸkın dolaşıp, ÅŸeytanların ayartarak uçuruma çektikleri ahmak gibi mi olalım?”. De ki: “Allah’ın gösterdiÄŸi yol, yegane doÄŸru yoldur. Bize, bütün âlemlerin Rabb’ine teslim olmamız emrolundu”.

72 – Bize: “Namazı dosdoÄŸru kılın, Allah’a karşı gelmekten sakının” (diye emredildi), toplanacağınız yer O’nun huzurudur.

73 – Gökleri ve yeri, yerli yerince yaratan O’dur. Bir ÅŸeye “ol” dediÄŸi gün hemen oluverir. O’nun sözü haktır. “Sûr”a üfürüldüğü gün de mülk ancak O’nundur. O, gizliyi ve açığı bilendir. O, hikmet sahibi, her ÅŸeyden haberdardır.

74 – İbrahim, babası Âzer’e demiÅŸti ki: “sen putları tanrı mı ediniyorsun? DoÄŸrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum”.

75 – Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteÅŸem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.

76 – Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:”Rabb’im budur” dedi. Yıldız batınca da:” Ben batanları sevmem” dedi.

77 – Ay’ı doÄŸarken gördü: “Rabb’im budur” dedi. O da batınca: “Yemin ederim ki, Rabbim bana doÄŸru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum” dedi.

78 – GüneÅŸ’i doÄŸarken görünce: “Rabb’im budur, bu hepsinden büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koÅŸtuÄŸunuz ÅŸeylerden uzağım”.

79 – “Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah’a ortak koÅŸanlardan deÄŸilim”.

80 – Kavmi onunla tartışmaya baÅŸladı. O da onlara dedi ki: “Beni doÄŸru yola eriÅŸtirdiÄŸi halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O’na ortak koÅŸtuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediÄŸi ÅŸey hariç. Rabbim ilmiyle her ÅŸeyi kuÅŸatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?”

81 – “Hakkında hiçbir delil indirmediÄŸi halde, siz Allah’a ortak koÅŸmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koÅŸtuklarınızdan nasıl korkarım?” EÄŸer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?

82 – İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar… İşte güven onlarındır ve doÄŸru yolu bulanlar da onlardır.

83 – İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim’e verdiÄŸimiz delillerimizdir. DilediÄŸimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.

84 – Biz ona İshak’ı ve Yakub’u da hediye ettik: Hepsine de doÄŸru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh’a ve onun soyundan Davud’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yusuf’a, Musa’ya ve Harun’a da yol göstermiÅŸtik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.

85 – Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas’a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.

86 – İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut’u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.

87 – Babalarından, çocuklarından ve kardeÅŸlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doÄŸru yola ilettik.

88 – İşte bu, Allah’ın doÄŸru yoludur. Kullarından dilediÄŸini o doÄŸru yola iletir. EÄŸer onlar Allah’a ortak koÅŸsalardı, yaptıkları bütün amelleri boÅŸa giderdi.

89 – İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiÄŸimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.

90 – Bunlar, Allah’ın hidayet ettiÄŸi kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:”Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür.

91 – Onlar: “Allah insanlara hiçbir ÅŸey göndermemiÅŸtir” demekle, Allah’ı gereÄŸi gibi tanıyamadılar. De ki: Musa’nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiÄŸi, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiÄŸiniz, bir kısmını belli ettiÄŸiniz, birçoÄŸunu gizlediÄŸiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediÄŸiniz birçok ÅŸeyleri öğrendiÄŸiniz Kitab’ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) “Allah” de. Sonra onları bırak, boÅŸ laflara dalarak oyalansınlar.

92 – Bu Kitap (Kur’ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, ÅŸehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiÄŸimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab’a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.

93 – Allah’a karşı yalan uyduran, yahut kendisine hiçbir ÅŸey vahyolunmadığı halde: “bana vahyedildi” diyen ve: “Allah’ın indirdiÄŸi gibi bir kitap da ben indireceÄŸim” diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin halini ölüm ÅŸiddeti içindeyken bir görsen! Melekler onlara ellerini uzatırlar ve:” Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah’a karşı haksız ÅŸeyler söylediÄŸinizden ve O’nun âyetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandıralacaksınız” derler.

94 – Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiÄŸimiz herÅŸeyi arkanızda bıraktınız. Allah’ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, ÅŸefaatlarına güvendiÄŸiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün baÄŸlar artık kesilmiÅŸ, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiÅŸtir.

95 – Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz?

96 – Karanlığı yarıp tanyerini aÄŸartan O’dur. Geceyi, dinlenmek için; GüneÅŸ’i, Ay’ı (vakitlerinizi) hesaplamak için yaratmıştır. İşte bu, her ÅŸeye galip gelen ve her ÅŸeyi bilen Allah’ın takdiridir.

97 – Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye yıldızları sizin için yaratan O’dur. Şüphesiz biz, bilen bir toplum için âyetleri geniÅŸ bir ÅŸekilde açıkladık.

98 – Sizi bir tek candan yaratan O’dur. Sonra sizin için bir karar yeri, bir de emanet yeri vardır. Biz âyetlerimizi, anlayan bir toplum için apaçık beyan ettik.

99 – Gökten suyu indiren O’dur. Onunla her çeÅŸit bitkiyi çıkardık, o bitkiden bir yeÅŸillik çıkardık, ondan da birbiri üzerine binmiÅŸ taneler; hurmanın tomurcuÄŸundan sarkan salkımlar, üzüm baÄŸları, zeytin ve nar (bahçeleri) çıkarıyoruz. (Bunların) kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Bunlar meyvelendikleri zaman meyvelerinin olgunlaÅŸmasına bakın! Bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır.

100 – Onlar, Allah’a cinlerden de ortak koÅŸtular. Halbuki onları yaratan O’dur. Bilgileri olmadan O’na oÄŸullar, kızlar uydurdular. O’nun şânı onların uydurdukları sıfatlardan münezzeh ve yücedir.

101 – Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. EÅŸi de olmadığı halde, nasıl olur da çocuÄŸu olur? Her ÅŸeyi yaratan O’dur. Ve O, herÅŸeyi bilendir.

102 – İşte Rabbiniz Allah bu! O’ndan baÅŸka ilâh yoktur; O, her ÅŸeyin yaratanıdır. O’na kulluk edin, O her ÅŸeye vekildir.

103 – Gözler onu göremez, O ise bütün gözleri görür; O, lütuf sahibidir, her ÅŸeyden haberlidir.

104 – Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gözleri) geldi. Artık kim hakkı görürse faydası kendisine, kim de körlük ederse zararı kendisinedir. Ben sizin bekçiniz deÄŸilim!

105 – İşte böylece âyetleri türlü türlü çevirip açıklıyoruz ki, onlar sana: “Sen bunları bir yerlerden okuyup öğrenmiÅŸsin” desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim.

106 – Rabbinden sana vahyedilene uy. O’ndan baÅŸka ilâh yoktur. Ortak koÅŸanlardan da yüz çevir.

107 – Allah dileseydi, ortak koÅŸmazlardı. Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de deÄŸilsin!

108 – Onların Allah’tan baÅŸka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah’a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları iÅŸi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir.

109 – Müşrikler, kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka iman edeceklerine dair en ağır yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah katındadır”. Onlara mucizeler geldiÄŸinde de iman etmeyeceklerini siz nerden bileceksiniz?

110 – Biz onların kalblerini ve gözlerini çeviririz de, onlar, ilkin iman etmedikleri gibi, gene de iman etmezler. Biz de onları taÅŸkınlıkları içerisinde kör ve ÅŸaÅŸkın bırakırız.

111 – EÄŸer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileriyle konuÅŸsaydı ve her ÅŸeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah’ın diledikleri hariç, yine de inanacak deÄŸillerdi, fakat çokları bunu bilmezler.

112 – Biz böylece, her peygambere insan ve cin ÅŸeytanlarını düşman yaptık. Bunlar birbirini aldatmak için süslü sözlerle vesvese verirler. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları iftiraları ile baÅŸbaÅŸa bırak.

113 – Bir de ahirete iman etmeyenlerin kalbleri, o yaldızlı söze kansın, ondan hoÅŸlansın ve iÅŸledikleri suçları iÅŸlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.

114 – Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiÄŸi halde, ondan baÅŸka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, o Kur’ân’ın, gerçekten Rabbin katından hak olarak indirilmiÅŸ olduÄŸunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma.

115 – Rabbinin sözü hem doÄŸrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. O’nun sözlerini deÄŸiÅŸtirebilecek hiç kimse yoktur. O, iÅŸitendir, bilendir.

116 – EÄŸer yeryüzündekilerin çoÄŸunluÄŸuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece “zann”a uyarlar ve saçmalarlar.

117 – Şüphesiz ki Rabbin, yolundan kimlerin saptığını çok iyi bilir. O, doÄŸru yolda olanları da çok iyi bilir.

118 – EÄŸer Allah’ın âyetlerine iman ediyorsanız, Allah’ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yiyin.

119 – Size ne oluyor da Allah’ın adı anılarak kesilenlerden yemiyorsunuz? Halbuki O size, mecbur kalmanızın dışında haram olan ÅŸeyleri geniÅŸce açıklamıştır. DoÄŸrusu birçokları bilmeden keyiflerine uyarak insanları doÄŸru yoldan saptırıyorlar. Muhakkak ki, Rabbin, sınırı aÅŸanları çok iyi bilir.

120 – Günahın açığını da, gizlisini de bırakın! Günah kazananlar, yaptıklarının cezasını çekecekler.

121 – Üzerlerine Allah’ın ismi anılmamış olanlardan yemeyin, çünkü onu yemek yoldan çıkmaktır. Åžeytanlar, dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. EÄŸer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah’a ortak koÅŸanlardan olursunuz.

122 – Ölü iken hidayetle dirilttiÄŸimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiÄŸimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir.

123 – Böylece, her kentte ileri gelenleri, oranın suçluları yaptık ki, orada hileler çevirsinler. Halbuki bunlar, kötülüğü baÅŸkasına deÄŸil kendilerine yapıyorlar da farkına varmıyorlar.

124 – Onlara bir âyet geldiÄŸi zaman: “Allah’ın peygamberlerine verilenin aynısı bize de verilmedikçe iman etmeyiz” derler. Allah peygamberliÄŸini kime vereceÄŸini daha iyi bilir. Suçlu olanlara, yaptıkları hilelerinden dolayı Allah katından bir zillet ve ÅŸiddetli bir azap eriÅŸecektir.

125 – Allah kimi hidayete erdirmek isterse, onun gönlünü İslâm’a açar. Kimi de saptırmak isterse, sanki göğe yükseliyormuÅŸ gibi, göğsünü dar ve sıkıntılı yapar. Allah, inanmayanları iÅŸte böyle pislik içinde bırakır.

126 – İşte Rabbinin doÄŸru yolu budur. Şüphesiz biz, hatırlayıp ibret alan bir kavim için âyetleri geniÅŸ bir ÅŸekilde açıkladık.

127 – Onlar için Rableri katında selâmet yurdu vardır. Yaptıkları iyi amellerden dolayı, Allah onların dostudur.

128 – (Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: “Ey cin topluluÄŸu! İnsanların çoÄŸunu yoldan çıkardınız” der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiÄŸin vademize ulaÅŸtık”. Allah da:”Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız” der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her ÅŸeyi bilendir.

129 – İşte biz böylece, kazandıkları günahlardan dolayı zalimlerin bir kısmını, diÄŸer bir kısmına dost yaparız.

130 – (Allah) “Ey cin ve insan topluluÄŸu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bugününüze kavuÅŸacağınız hususunda sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” deyince onlar: “Kendi aleyhimize ÅŸahidiz” derler. Dünya hayatı onları aldattı ve kendilerinin kâfir olduklarına ÅŸahitlik ettiler.

131 – Bu (ÅŸundan dolayıdır ki) Rabbin, halkı habersiz iken ülkeleri zulüm ile helak edici deÄŸildir.

132 – Her birinin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz deÄŸildir.

133 – Rabb’ın, hiçbir ÅŸeye muhtaç deÄŸildir, merhamet sahibidir. Sizi, baÅŸka bir kavmin soyundan getirdiÄŸi gibi, dilerse, sizi de yok edip, sizden sonra yerinize dilediÄŸini getirir.

134 – Size vaad edilenler muhakkak gelecektir, siz, onun önüne geçemezsiniz.

135 – De ki: “Ey kavmim! Gücünüz yettiÄŸince yapacağınızı yapın, ben de yapıyorum. Yakında (dünya) yurdunun sonunun kimin olduÄŸunu bileceksiniz. Muhakkak zalimler kurtuluÅŸa eremezler”.

136 – Allah’ın yarattığı ekin ve hayvanlardan Allah’a bir hisse ayırmakta ve kendilerince: “Bu, Allah’a ait; ÅŸu da ortaklarımıza ait” demektedirler. Ortakları için olan hisse Allah’a ulaÅŸmamakta, fakat Allah’a ayrılan hisse ortaklarına ulaÅŸmaktadır. Verdikleri hüküm ne kötüdür.

137 – Yine ortakları, müşriklerden çoÄŸuna evlatlarını öldürmeyi güzel gösterdi ki, hem kendilerini mahvetsinler, hem de dinlerini karıştırıp bozsunlar. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. O halde onları, uydurduklarıyla baÅŸ baÅŸa bırak!

138 – Zanlarınca dediler ki:”Bunlar dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir. Bunları bizim dilediÄŸimizden baÅŸkası yiyemez. Bunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlar.” Bir kısım hayvanları da üzerlerine Allah’ın adını anmadan boÄŸazlarlar. Bütün bunları Allah’a iftira ederek yaparlar. Allah onları iftiralarıyla cezalandıracaktır.

139 – Dediler ki: “Bu hayvanların karınlarındakiler sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır”. EÄŸer ölü doÄŸarsa o zaman hepsi onda ortaktır. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezasını verecektir. Çünkü O hikmet sahibidir, her ÅŸeyi bilendir.

140 – Bilgisizlik yüzünden beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiÄŸi rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar muhakkak ki, ziyana uÄŸradılar. Bunlar, doÄŸru yoldan sapmışlardır; hidayete erecek de deÄŸillerdir.

141 – Asmalı ve asmasız (üzüm) bahçeleri, hurmaları, ürünleri çeÅŸit çeÅŸit ekinleri, zeytinleri ve narları, birbirine benzer ve benzemez biçimde yaratan O’dur. Her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de hakkını (zekat ve sadakasını) verin; ama israf etmeyin, çünkü O, israf edenleri sevmez.

142 – Hayvanlardan da (çeÅŸit çeÅŸit yarattı). Kimi yük taşır, kiminin yününden döşek yapılır. Allah’ın size verdiÄŸi rızıktan yiyin ve ÅŸeytanın adımlarına uymayın (peÅŸinden gitmeyin); çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

143 – Sekiz çift: Koyundan iki, keçiden iki. De ki: “(Allah), iki erkeÄŸi mi haram kıldı yoksa iki diÅŸiyi mi, ya da iki diÅŸinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? EÄŸer doÄŸru iseniz bana ilimle haber verin.”

144 – Ve deveden iki, sığırdan iki. De ki: (Allah), “İki erkeÄŸi mi haram kıldı, yoksa iki diÅŸiyi mi, ya da iki diÅŸinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa, Allah’ın size böyle vasiyet ettiÄŸine ÅŸahitler mi oldunuz? (O’nun yanında mıydınız?). Böyle hiçbir bilgiye dayanmadan, insanları saptırmak için, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah, o zalimler topluluÄŸunu doÄŸru yola iletmez”

145 – De ki: “Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiÅŸ bir ÅŸey bulamıyorum. Ancak leÅŸ, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti – ki bu gerçekten pistir yahut Allah’tan baÅŸkası adına kesilmiÅŸ bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (baÅŸkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aÅŸmamak üzere (bunlardan yiyebilir)” Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir.

146 – Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında, yahut bağırsaklarında bulunan, ya da kemiÄŸe karışan yaÄŸlar dışında, sığır ve koyunun da, yaÄŸlarını onlara haram ettik. Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doÄŸru söyleyenleriz.

147 – EÄŸer seni yalanladılarsa, de ki: “Rabbiniz geniÅŸ rahmet sahibidir. Bununla beraber O’nun azabı da suçlu toplumdan geri çevrilmez.”

148 – Allah’a ortak koÅŸanlar diyecekler ki: “Allah dileseydi ne biz ortak koÅŸardık, ne de atalarımız ortak koÅŸardı, hiçbir ÅŸeyi de haram kılmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da böyle söylemiÅŸlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize çıkarabileceÄŸiniz bir bilgi mi var? Siz, sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz.”

149 – De ki: “En kesin ve üstün delil, Allah’ındır. Allah isteseydi, elbette hepinizi doÄŸru yola iletirdi.”

150 – De ki: “Haydi, Allah bunu yasak etti diye tanıklık edecek ÅŸahitlerinizi getirin.”. EÄŸer onlar ÅŸahitlik ederlerse, sen onlarla beraber ÅŸahitlik etme. Âyetlerimi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların keyiflerine uyma. Çünkü onlar Rablerine baÅŸkasını denk tutuyorlar.

151 – De ki: Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸmayın, ana babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin de onların da rızkını biz veriyoruz. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaÅŸmayın. Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın. Düşünesiniz diye Allah size bunları emretti.

152 – Yetimin malına yaklaÅŸmayın; yalnız erginlik çağına eriÅŸinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaÅŸabilir ve uygun ÅŸekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiÄŸinden fazlasını teklif etmeyiz. SöylediÄŸiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah’a verdiÄŸiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiÅŸtir.

153 – İşte benim doÄŸru yolum budur; ona uyun. Sizi O’nun yolundan ayıracak baÅŸka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiÅŸtir.

154 – Sonra iyilik edenlere (nimetimizi) tamamlamak, her ÅŸeyi açıklamak ve doÄŸru yola iletici ve rahmet olmak üzere Musa’ya Kitab’ı verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına inansınlar.

155 – İşte bu (Kur’ân) da mübarek bir Kitap’tır. Onu biz indirdik. Ona uyun ve Allah’tan korkun ki, size rahmet edilsin.

156 – (Onu size indirdik ki:) “Kitap, sadece bizden önceki iki topluluÄŸa (yahudi ve hıristiyanlara) indirildi; biz ise, onların okumasından habersizdik (o kitapları okuyamıyor ve dillerini anlayamıyorduk)” demeyesiniz.

157 – Yahut: “EÄŸer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doÄŸru yolda olurduk”, demeyesiniz. İşte size de Rabbinizden açık delil, hidayet ve rahmet geldi. Allah’ın âyetlerini yalanlayıp, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmeleri sebebiyle azabın en kötüsüyle cezalandıracağız.

158 – (İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini, ya da Rabbinin bazı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin (azab) iÅŸaretlerinin geldiÄŸi gün, daha önce iman etmemiÅŸ, yahut imanında bir hayır kazanmamış kimseye, artık inanması bir fayda saÄŸlamaz. De ki: “Bekleyin; biz de beklemekteyiz.”

159 – Dinlerini parça parça edip, grup grup olanlar var ya, senin onlarla hiçbir iliÅŸkin yoktur. Onların iÅŸi Allah’a kalmıştır, sonra (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.

160 – Kim iyilik getirirse, ona o (getirdiÄŸi)nin on katı vardır. Kim kötülük getirirse, sadece onun dengiyle cezalandırılır; onlar haksızlığa uÄŸratılmazlar.

161 – De ki: Rabbim, beni doÄŸru yola iletti. DosdoÄŸru dine, Allah’ı birleyen İbrahim’in dinine. O, ortak koÅŸanlardan deÄŸildi.

162 – De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.

163 – Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim.

164 – De ki: Allah herÅŸeyin Rabbi iken, ben O’ndan baÅŸka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse, bir baÅŸkasının (günah) yükünü taşımaz. Sonra dönüşünüz Rabbinizedir. O, ayrılığa düştüğünüz gerçeÄŸi size haber verecektir.

165 – Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiÄŸi ÅŸeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendir