KURAN’I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

22-HAC:

1 – Ey İnsanlar! Rabbinizden sakının; şüphesiz o kıyamet gününün sarsıntısı çok büyük bir ÅŸeydir.

2 – Onu göreceÄŸiniz gün, her emzikli kadın emzirdiÄŸinden geçer. Ve her hamile kadın çocuÄŸunu düşürür. İnsanları hep sarhoÅŸ görürsün, halbuki sarhoÅŸ deÄŸillerdir. Fakat Allah’ın azabı çok ÅŸiddetlidir.

3 – İnsanlardan bazıları Allah hakkında bir bilgisi olmadığı halde tartışır da her azılı ÅŸeytanın ardına düşer.

4 – (O ÅŸeytanki) hakkında şöyle hüküm verilmiÅŸtir: Şüphesiz kim onu dost edinirse, o muhakkak onu saptırır ve doÄŸruca cehennem azabına götürür.

5 – Ey insanlar ! EÄŸer öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz, (bilin ki) ne olduÄŸunuzu size açıklamak için şüphesiz biz sizi topraktan, sonra nutfeden (spermadan) sonra bir alekadan (embriodan) sonra yapısı belli belirsiz bir et parçasından yaratmışızdır. DilediÄŸimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkartırız, sonra sizi, olgunluk çağına eriÅŸmeniz için bırakırız. Bununla beraber kiminiz öldürülür, kiminiz de önceki bilgisinden sonra, hiçbir ÅŸey bilmemek üzere, ömrünün en fena zamanına ulaÅŸtırılır. Bir de yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz onun üzerine su indirdiÄŸimiz zaman, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten bitkiler bitirir.

6 – İşte bunlar gösteriyor ki, Allah şüphesiz haktır. Şüphesiz ölüleri o diriltir ve o her ÅŸeye kadirdir.

7 – Kıyamet ise şüphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah bütün kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir.

8 – İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır.

9 – Allah yolundan ÅŸaşırtmak (saptırmak) için büyüklük taslayarak (tartışır). Dünyada ona bir rezillik vardır. Kıyamet gününde ise ona cehennem azabını tattıracağız

10 – Ona “Bunlar, senin ellerinle kazandığın günahlar sebebiyledir” denir. Şüphesiz Allah kullarına zulmeden deÄŸildir.

11 – İnsanlardan kimi de Allah’a bir yar kenarındaymış gibi ibadet eder, eÄŸer kendisine bir iyilik gelirse ona gönlü yatışır ve eÄŸer başına bir bela gelirse yüzüstü dönüverir. Dünyayı da ahireti de kaybeder. İşte apaçık kayıp budur.

12 – Allah’ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek ÅŸeylere yalvarır. İşte derin sapıklık budur.

13 – Herhalde o, zararı faydasından daha yakın olana yalvarıyor. Yalvardığı ÅŸey ne kötü yardımcı ve ne kötü yoldaÅŸtır.

14 – Şüphe yok ki Allah, iman edip salih amelleri iÅŸleyenleri altından ırmaklar akan cennetlere koyacak. Şüphesiz Allah dilediÄŸini yapar.

15 – Allah’ın ona (peygambere) dünyada ve ahirette yardım etmeyeceÄŸini sanan kimse hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra (kendini intihar edip) boÄŸsun da baksın bu hilesi kendisini öfkelendiren ÅŸeyi giderecek mi?

16 – İşte biz onu (Kur’ân’ı) böylece, apaçık âyetler olarak indirdik. Şüphesiz Allah dilediÄŸini doÄŸru yola eriÅŸtirir.

17 – Şüphesiz o iman edenler, yahudi olanlar, sabiîler (yıldıza tapanlar), hıristiyanlar, ateÅŸe tapanlar ve (Allah’a) eÅŸ koÅŸanlar (yok mu?) Allah, kıyamet günü bunların arasını şüphesiz ayıracaktır. Çünkü Allah her ÅŸeyi hakkıyla görüp bilendir.

18 – Görmedin mi, göklerdeki kimseler, yerdeki kimseler, güneÅŸ, ay ve yıldızlar, daÄŸlar, aÄŸaçlar, bütün hayvanlar ve insanlardan birçoÄŸu hep Allah’a secde ediyor. BirçoÄŸunun üzerine de azab hak olmuÅŸtur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa artık ona ikram edecek yoktur. Şüphesiz Allah dilediÄŸi ÅŸeyi yapar.

19 – Åžu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiÅŸ iki hasımdır. O’nu inkar edenler için ateÅŸten elbiseleri biçilmiÅŸtir. BaÅŸlarının üstünden kaynar su dökülür.

20 – Bununla karınlarındaki ve derileri eritilir.

21 – Bir de bunlara demirden kamçılar vardır.

22 – UÄŸradıkları gamdan (dolayı) oradan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler: “Yakıcı azabı tadın” denir.

23 – Şüphesiz Allah iman edip yararlı iÅŸ iÅŸleyenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altın bilezikler ve inciler takınacaklar. Oradaki elbiseleri de ipektendir.

24 – Hem sözün güzelini iÅŸitecek duruma ulaÅŸtırılmışlar, hem de övülmeye layık (olan Allah’ın) yoluna eriÅŸtirilmiÅŸlerdir.

25 – Şüphesiz inkâr edenlere, Allah’ın yolundan, yerli ve yolcu bütün insanlar için eÅŸit kılınan Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara ve orada zulümle yanlış yola saptırmak isteyene can yakıcı bir azab tattırırız.

26 – Bir zamanlar Kâbe’nin yerini İbrahim’e ÅŸu ÅŸekilde hazırlamıştık: Sakın bana hiçbir ÅŸeyi ortak koÅŸma; tavaf edenler, orada (kıyama) duranlar, ruku edenler ve secdeye varanlar için evimi tertemiz et.

27 – İnsanları hacca çağır; yürüyerek veya incelmiÅŸ binekler üstünde (uzak yollardan) her derin vadiyi aÅŸarak sana gelsinler.

28 – Ta ki kendilerine ait birtakım menfaatlere ÅŸahid olsunlar; Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiÄŸi hayvanları belli günlerde kurban ederken O’nun adını ansınlar. Siz de onlardan yiyin, yoksulu, fakiri de doyurun.

29 – Sonra kirlerini giderip temizlensinler. Adaklarını yerine getirsinler. Kâbeyi tavaf etsinler.

30 – Emir budur, Allah’ın yasaklarına kim saygı gösterirse, bu, kendisi için Rabbinin katında şüphesiz hayırdır. Size bildirilegelenden baÅŸka bütün hayvanlar helal kılınmıştır. O halde o pis putlardan kaçının ve yalan sözden sakının.

31 – Allah için, O’na eÅŸ koÅŸmayan, O’nun birliÄŸine inanmış kimseler olun. Allah’a ortak koÅŸan kimse, gökten düşüp de kuÅŸların kaptığı veya rüzgarın bir uçuruma sürüklediÄŸi ÅŸeye benzer.

32 – Bu böyledir; kim Allah’ın niÅŸanelerine, kurbanlıklarına saygı gösterirse, şüphesiz o kalblerin takvasındandır.

33 – Sizin için onlarda belli bir süreye kadar bir takım faydalar vardır. Sonra bunlar Beyt-i atik (kâbe) de son bulurlar.

34 – Her ümmet için Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiÄŸi kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını ansınlar diye bir mabed yapmışızdır. Hepinizin ilâhı bir tek ilâhtır. Onun için yalnız O’na teslim olan müslümanlar olun. (Ey Muhammed!) Allah’a itaat eden alçak gönüllüleri müjdele.

35 – Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar baÅŸlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiÄŸimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.

36 – Kurbanlık deve ve sığırları Allah’ın size olan niÅŸanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ön ayaklarının biri baÄŸlı halde keserken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yaslandığı vakit de onlardan yiyin, kanaat edip istemeyene de, isteyene de yedirin. Böylece onları sizin buyruÄŸunuza verdik ki, şükredesiniz.

37 – Elbette onların etleri ve kanları Allah’a ulaÅŸmayacaktır. Ancak O’na sizin takvanız erecektir. Onları bu ÅŸekilde sizin buyruÄŸunuza verdi ki, size yolunu gösterdiÄŸinden dolayı, Allah’ı tekbir ile yüceltesiniz. (Ey Muhammed!) Vazifelerini güzelce yapan iyilik sevenleri müjdele.

38 – Şüphesiz Allah inananları savunur. Çünkü Allah hâin ve nankörlerin hiçbirini sevmez.

39 – Kendilerine savaÅŸ açılan kimselere (kâfirlere karşı koymak için) izin verildi. Çünkü onlar zulme uÄŸradılar. Şüphesiz Allah onları zafere ulaÅŸtırmaya kadirdir.

40 – Onlar “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden baÅŸka bir sebep olmaksızın haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. EÄŸer Allah insanların bir kısmını bir kısmı ile defetmeseydi manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın adı çok anılan mescidler elbette yıkılırdı. Şüphesiz Allah kendi (dini) ne yardım edene yardım edecektir. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok izetlidir (her ÅŸeye galiptir).

41 – Onlar (o müminlerdir) ki, eÄŸer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliÄŸi emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün iÅŸlerin sonu sırf Allah’a âittir.

42 – (Ey Muhammed!) EÄŸer seni (müşrikler) yalanlıyorlarsa bil ki onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancı saydılar.

43 – İbrahim’in kavmi de, Lût’un kavmi de (peygamberlerini) yalancı saydılar.

44 – (Åžuayb’ın kavmi olan) Medyen halkı da (Şûayb’ı) yalanladı. Musa da (Firavun tarafından) yalanlandı. Ben de o kâfirlere bir süre verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler.

45 – Nice memleketler vardı ki, zulüm yaparlarken biz onları yok ettik. Artık damları çökmüş, duvarları üzerine yıkılmıştır. (Geride) Nice terkedilmiÅŸ kuyularla bomboÅŸ kalmış yüksek saraylar (bırakılmıştır.)

46 – Yeryüzünde dolaÅŸmıyorlar mı ki olanları akledecek kalbleri, iÅŸitecek kulakları olsun. Gerçek ÅŸudur ki, gözler kör olmaz, fakat asıl göğüslerin içindeki kalpler kör olur.

47 – Bir de senden acele azab istiyorlar. Elbette Allah sözünden caymaz. Bununla beraber Rabbinin katında birgün, sizin sayacaklarınızdan bin sene gibidir.

48 – Zulmedip dururlarken kendilerine mühlet verdiÄŸim nice memleket halkı vardı ki, sonunda onları yakalayıvermiÅŸtim. Dönüş ancak banadır.

49 – (Habîbim!) De ki: “Ey insanlar! Ben size ancak apaçık anlatan bir uyarıcıyım.”

50 – İşte iman edip salih amel iÅŸleyenler için hem bir maÄŸfiret, hem de (cennette) tükenmez bir rızık vardır.

51 – Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uÄŸraÅŸanlara gelince, iÅŸte onlar cehennemliktirler. Böyle de ve temennilere uyma. Çünkü:

52 – (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir ÅŸey temenni ettiÄŸi zaman, ÅŸeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah ÅŸeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm’dir (herÅŸeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)

53 – Allah, ÅŸeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler şüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.

54 – Bir de kendilerine ilim verilmiÅŸ olanlar, Kur’ân’ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduÄŸunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri doÄŸru yola eriÅŸtirir.

55 – İnkâr edenler de, kendilerine ansızın kıyamet gelinceye veya akîm (kısır) bir günün azabı gelinceye kadar, Kur’ân’dan şüphe etmekte devam edip giderler.

56 – O gün hükümranlık yalnız Allah’ındır, O aralarında hükmünü verir. Artık iman edip yararlı iÅŸ iÅŸleyenler nimet cennetlerindedirler.

57 – İnkâr edip âyetlerimizi yalan sayanlar ise, iÅŸte bunlar için hakîr düşüren bir azab vardır.

58 – Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, elbette Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Çünkü Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.

59 – Allah onları hoÅŸnud olacakları bir yere (cennete) elbette koyacaktır. Şüphesiz Allah Alîmdir (herÅŸeyi bilir) Halîmdir, (Kullarına yumuÅŸak davranır.).

60 – Bu böyledir, kim kendisine yapılan cezaya aynı ile karşılık verir de, sonra yine kendisine zulüm yapılırsa, muhakkak ki, Allah ona yardım eder. Allah şüphesiz çok af edicidir, çok bağışlayıcıdır.

61 – Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz Allah, Semîdir (herÅŸeyi iÅŸitir) Basîrdir (herÅŸeyi gö-rür).

62 – (Bu sonsuz güç ÅŸundandır) Çünkü Allah, varlığı kendinden olan Hak’tır. Müşriklerin O’nu bırakıp da tapındıkları putlar ise hep bâtıldır. Şüphesiz Allah, yücedir, büyüktür.

63 – Görmedin mi Allah’ın gökten indirdiÄŸi su ile yeryüzü (nasıl) yem-yeÅŸil oluyor? Gerçekten Allah çok lütufkârdır, her ÅŸeyden haberdardır.

64 – Göklerde ve yerde ne varsa hep O’nundur. DoÄŸrusu Allah müstaÄŸnîdir, övülmeÄŸe layıktır.

65 – Görmedin mi ki, Allah bütün yerdekileri ve emriyle denizlerde akıp giden gemileri hep sizin buyruÄŸunuz altına verdi. Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten o (koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok ÅŸefkatlidir, çok merhametlidir.

66 – Size (ilk defa) hayat veren, sonra öldürecek olan, sonra da yeniden diriltecek olan O’dur. İnsan gerçekten pek nankördür.

67 – Biz her ümmet için bir ÅŸeriat tayin ettik ki, onlar onunla amel ederler. Bunun için (ey Muhammed!) bu konuda seninle hiçbir zaman çekiÅŸmesinler. (İnsanları) Rabbine (ibadet etmeye) çağır. Şüphesiz sen gerçekten hidayete götüren doÄŸru bir yol üzerindesin.

68 – EÄŸer seninle tartışırlarsa, de ki: “Allah yaptıklarınızı çok iyi bilir.”

69 – Ayrılığa düştüğünüz ÅŸeyler hakkında kıyamet günü Allah aranızda hükmünü verecektir.

70 – Bilmez misin ki, Allah, gökte ve yerde ne varsa hepsini bilir. Şüphesiz bunlar bir kitabtadır. Hiç şüphe yok ki bunlar Allah’a pek kolaydır.

71 – Onlar Allah’ı bırakıp da O’nun, haklarında hiçbir delil indirmediÄŸi ve kendilerinde de bir bilgi bulunmayan ÅŸeylere taparlar. Zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.

72 – Âyetlerimiz kendilerine apaçık olarak okunduÄŸu zaman, o kâfirlerin yüzlerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Åžimdi size ondan daha kötü olanını haber vereyim mi? O, ateÅŸtir. Allah bunu kâfir olanlara vaad buyurdu. O ne kötü bir dönüş yeridir.”

73 – Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, ÅŸimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah’ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir ÅŸey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de âcizdir.

74 – Allah’ın büyüklüğünü gereÄŸi gibi deÄŸerlendirip bilemediler. Şüphesiz ki Allah çok kuvvetlidir, her ÅŸeye üstündür.

75 – Allah hem meleklerden, hem de insanlardan elçiler seçer. Şüphesiz Allah her ÅŸeyi iÅŸitir, her ÅŸeyi görür.

76 – O geçmiÅŸlerini ve geleceklerini bilir. Bütün iÅŸler Allah’a döndürülür.

77 – Ey iman edenler! rükû edin, secdeye varın, Rabbinize kulluk edin, iyilik yapın ki kurtulabilesiniz.

78 – Allah uÄŸrunda gerektiÄŸi gibi cihad edin. Sizi o seçmiÅŸ, babanız İbrahim’in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size ÅŸahid olması, sizin de insanlara ÅŸahid olmanız için, size müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!