KURAN’I KERİM TÜRKÇE MEALİ
(ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR)

24-NUR:

1 – (İşte bu âyetler) bizim indirdiÄŸimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir sûredir. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık açık âyetler indirdik.

2 – Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya ÅŸahit olsun.

3 – Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından baÅŸkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.

4 – Namuslu kadınlara zina esnasında bulunup, sonra (bunu ispat için) dört ÅŸahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların ÅŸahitliÄŸini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkardırlar.

5 – Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

6 – EÅŸlerine zina esnasında bulunup da kendilerinden baÅŸka ÅŸahitleri olmayanlara gelince, onların her birinin ÅŸahitliÄŸi kendisinin doÄŸru söyleyenlerden olduÄŸuna dair dört defa Allah adına yemin ederek ÅŸahitlik etmesidir.

7 – BeÅŸinci defa da, eÄŸer yalan söyleyenlerden ise, Allah’ın lanetinin kendi üzerine olmasını dilemesidir.

8 – Kadının, kocasının yalan söyleyenlerden olduÄŸuna dair dört defa Allah adına yemin ve ÅŸahitlik etmesi,

9 – BeÅŸinci defa da, eÄŸer (kocası) doÄŸru söyleyenlerden ise, Allah’ın gazabının kendi üzerine olmasını dilemesi kendisinden cezayı kaldırır.

10 – Ya Allah’ın size bol lütfu ve merhameti olmasaydı ve Allah tevbeleri kabul eden hüküm ve hikmet sahibi olmasaydı (haliniz nice olurdu.)?

11 – Haberiniz olsun ki (Muhammed’in eÅŸine) bu ağır ifki (iftirayı) uyduranlar sizin içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için bir kötülük saymayın; aksine o, sizin için bir iyiliktir. Onlardan herbir kiÅŸiye, günah olarak ne iÅŸlemiÅŸse (onun karşılığı ceza) vardır. (ElebaÅŸlılık yapan, bu yüzden de) bu günahın büyüğünü yüklenen kimse için de çok büyük bir azap vardır.

12 – Erkek ve kadın müminlerin, bu iftirayı iÅŸittiklerinde kendi vicdanları ile hüsnü zanda bulunup da, “bu apaçık bir iftiradır” demeleri gerekmez miydi?

13 – (Bu iddiayı ortaya atanların) da bu konuda dört ÅŸahit getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki ÅŸahitler getirip ispat edemediler, öyle ise onlar Allah nezdinde yalancıların ta kendisidirler.

14 – EÄŸer dünyada ve ahirette Allah’ın lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydı, size mutlaka büyük bir azab isabet ederdi.

15 – Çünkü siz bu iftirayı, geliÅŸi güzel birbirinizin aÄŸzından alıyor ve hakkında bilgi sahibi olmadığınız (bu uydurma haberi) ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduÄŸunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük bir suçtur.

16 – Onu duyduÄŸunuzda “Bunu konuÅŸup yaymamız bize yakışmaz. Haşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır…” demeli deÄŸil miydiniz?

17 – EÄŸer inanmış insanlarsanız, Allah, bir daha buna benzer tutumu tekrarlamaktan sizi sakındırıp uyarıyor.

18 -Ve Allah âyetlerini size açıklıyor. Allah, (işin iç yüzünü) çok iyi bilir, tam bir hüküm ve hikmet sahibidir.

19 – İnananlar arasında kötü söz ve davranışın yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da, ahirette de acı veren bir azab vardır. (Her ÅŸeyi) Allah bilir; siz bilmezsiniz.

20 – Ya sizin üstünüze Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı; Allah çok ÅŸefkatli ve merhametli olmasaydı (haliniz nice olurdu)?

21 – Ey iman edenler! Åžeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim ÅŸeytanın adımlarını takip ederse, ÅŸunu bilsin ki o, edepsizlikleri ve kötülüğü emreder. EÄŸer üstünüzde Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse temize çıkmazdı. Fakat Allah, dilediÄŸini arındırır. Allah iÅŸitir ve bilir.

22 – İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar, feragat göstersinler. Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

23 – Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmiÅŸlerdir. Onlar için çok büyük bir azab vardır.

24 – O gün dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarından dolayı aleyhlerinde ÅŸahitlik edecektir.

25 – O gün Allah onlara gerçek cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah’ın gerçek olduÄŸunu anlayacaklar.

26 – Kötü kadınlar, kötü erkeklere, kötü erkekler ise kötü kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara yaraşır. İşte bu temiz olan, (iftiracıların) söylediklerinden çok uzaktırlar. Kendileri için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.

27 – Ey iman edenler! Kendi evinizden baÅŸka evlere, geldiÄŸinizi farkettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.

28 – Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. EÄŸer size, “Geri dönün!” denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.

29 – İçinde kendinize ait bir ÅŸeylerin bulunduÄŸu oturulmayan bir eve girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Allah, sizin açığa vurduklarınızı da, gizlediklerinizi de bilir.

30 – (Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle. Çünkü bu, kendileri için daha temiz bir davranıştır. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarından haberdardır.

31 – Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teÅŸhir etmesinler. BaÅŸ örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oÄŸulları, kocalarının oÄŸulları, erkek kardeÅŸleri, erkek kardeÅŸlerinin oÄŸulları, kız kardeÅŸlerinin oÄŸulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunan (köleleri), erkeklerden, kadına ihtiyacı kalmamış (cinsî güçten düşmüş) hizmetçiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan baÅŸkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye, ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki, kurtuluÅŸa eresiniz.

32 – Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. EÄŸer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleÅŸtirir. Allah, (lütfu) geniÅŸ olan ve (her ÅŸeyi) bilendir.

33 – Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eÄŸer kendilerinde (hürriyete kavuÅŸmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah’ın size vermiÅŸ olduÄŸu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhÅŸa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

34 – Andolsun ki biz size açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaÅŸayıp gitmiÅŸ olanlardan örnekler ve takvaya ulaÅŸmış kimseler için öğütler indirdik.

35 – Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doÄŸuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir aÄŸaçtan çıkan yaÄŸdan tutuÅŸturulur. (Bu öyle bir aÄŸaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateÅŸ deÄŸmese bile ışık verir. (Bu ışık) nur üstüne nurdur. Allah dilediÄŸi kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (iÅŸte böyle) misal verir; Allah her ÅŸeyi bilir.

36 – (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin okunmasına izin vermiÅŸtir. Orada sabah akÅŸam O’nu tesbih ederler.

37 – Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriÅŸ onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduÄŸu bir günden korkarlar.

38 – Çünkü Allah, kendilerine iÅŸledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını da bahÅŸedecektir ve Allah, dilediÄŸine hesapsız rızık verir.

39 – Küfredenlere gelince, onların amelleri, ıssız çöllerdeki serap gibidir ki, susayan onu su zanneder, nihayet ona vardığında orada herhangi bir ÅŸey bulamamış, üstelik yanıbaşında da (inanmadığı, kendisinden sakınmadığı) Allah’ı bulmuÅŸtur. Allah ise onun hesabını tastamam görmüştür. Allah hesabı çok çabuk görür.

40 – Yahut (o kâfirlerin duygu, düşünce ve davranışları) engin bir denizdeki yoÄŸun karanlıklar gibidir ki, onu dalga üstüne dalga kaplıyor; üstünde de bulut. Bir biri üstüne karanlıklar… İnsan, elini çıkarıp uzatsa, nerdeyse onu dahi göremez. Bir kimseye Allah, nur vermemiÅŸse, artık o kimsenin ışık ve aydınlıktan nasibi yoktur.

41 – Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuÅŸların Allah’ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiÅŸtir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir.

42 – Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır; dönüş de ancak O’nadır.

43 – Görmez misin ki Allah bulutları (dilediÄŸi yere) sürüklüyor; sonra onları biraraya getirip üstüste yığıyor. İşte görüyorsun ki bunlar arasında yaÄŸmur çıkıyor. O, gökten, sanki oradaki daÄŸlardan da dolu indirir. Artık onu dilediÄŸine isabet ettirir; dilediÄŸinden de onu uzak tutar; bu bulutlardan çıkan ÅŸimÅŸeÄŸin parıltısı nerdeyse gözleri alır!

44 – Allah gece ile gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda (hakikatı gören) gözlere sahip olanlar için mutlak bir ibret vardır.

45 – Allah, her hayvanı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üstünde sürünür, kimi iki yağı üstünde yürür, kimi dört ayağı üstünde yürür… Allah dilediÄŸini yapar; çünkü Allah her ÅŸeye kâdirdir.

46 – Andolsun biz (her ÅŸeyi) apaçık bildiren âyetler indirdik. Allah dilediÄŸini doÄŸru yola iletir.

47 – Bir de “Allah’a ve Resulüne inandık ve itaat ettik” diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mümin deÄŸillerdir.

48 – Aralarında hükmetmesi için Allah’a ve Resulüne çaÄŸrıldıkları zaman, bakarsın ki, içlerinden birkısmı yüz çevirip dönerler.

49 – Ama, eÄŸer (Allah ve Resulünün hükmettiÄŸi) hak kendi lehlerine ise, ona, gönülden baÄŸlı olarak saygı ile gelirler.

50 – Kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa şüphe ve tereddüd içinde midirler? Yoksa Allah ve Resulünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceÄŸinden mi korkuyorlar? Hayır, asıl zalimler kendileridir!

51 – Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde müminlerin sözü ancak “iÅŸittik ve itaat ettik” demeleridir. İşte bunlar asıl kurtuluÅŸa erenlerdir.

52 – Her kim Allah’a ve Resulüne itaat eder, Allah’a saygı duyar ve O’ndan sakınırsa, iÅŸte asıl bunlar bedbahtlıktan kurtulanlardır.

53 – Ötekiler (münafıklar), sen hakikaten kendilerine emrettiÄŸin takdirde mutlaka (savaÅŸa) çıkacaklarına dair, en ağır yeminleri ile Allah’a yemin ettiler. De ki: Yemin etmeyin. İtaatiniz malumdur! Bilin ki Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

54 – De ki: Allah’a itaat edin; Peygambere de itaat edin. EÄŸer yüz çevirirseniz ÅŸunu bilin ki, Peygamberin sorumluluÄŸu kendine yüklenen, sizin sorumluÄŸunuz da size yüklenendir. EÄŸer ona itaat ederseniz, doÄŸru yolu bulmuÅŸ olursunuz. Peygambere düşen, sadece açık açık duyurmaktır.

55 – Allah, sizlerden iman edip iyi davranışlarda bulunanlara, kendilerinden öncekileri sahip ve hakim kıldığı gibi, kendilerini de yeryüzüne sahip ve hakim kılacağını, onlar için beÄŸenip seçtiÄŸi dini (İslâm’ı) onların iyiliÄŸine yerleÅŸtirip koruyacağını ve geçirdikleri korku döneminden sonra, bunun yerine onlara güven saÄŸlayacaÄŸnı vaad etti. Çünkü onlar bana kulluk ederler. Hiçbir ÅŸeyi bana eÅŸ tutmazlar. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, iÅŸte bunlar asıl büyük günahkarlardır.

56 – Hem namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete eresiniz.

57 – İnkâr edenlerin, yeryüzünde (Allah’ı) aciz bırakacaklarını sanmayasın! Onların varacağı yer cehennemdir. Ne kötü varış yeridir orası!

58 – Ey iman edenler! Ellerinizin altında bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinizden henüz erginlik çağına girmemiÅŸ olanlar, sabah namazından önce, öğleyin soyunduÄŸunuz vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar mahrem halde bulunabileceÄŸiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında ne sizin için, ne de onlar için bir mahzur yoktur. (Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz.) İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah her ÅŸeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

59 – Sizden olan çocuklarınız erginlik çağına girdiklerinde, kendilerinden öncekiler (büyükleri) izin istedikleri gibi, onlar da izin istesinler. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklar. Allah her ÅŸeyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

60 – Bir nikah ümidi kalmayan, çocuktan kesilmiÅŸ yaÅŸlı kadınların ise, zinetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah iÅŸitendir, bilendir.

61 – A’maya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. Sizin için de gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeÅŸlerinizin evlerinden, kız kardeÅŸlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden veya anahtarlarına malik olduÄŸunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir güçlük ve günah yoktur. Evlere girdiÄŸiniz zaman Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaÅŸama dileÄŸi olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte Allah düşünüp anlayasınız diye size âyetlerini böyle açıklar.

62 – Müminler ancak, Allah’a ve Resülüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar o Peygamber ile birlikte sosyal bir iÅŸle meÅŸgul iken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resulüm!) Åžu senden izin isteyenler, hakikaten Allah’a ve Resulüne iman etmiÅŸ kimselerdir. Öyle ise, bazı iÅŸleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediÄŸine izin ver; onlar için Allah’tan bağış dile; çünkü Allah maÄŸfiret edicidir, merhametlidir.

63 -(Ey müminler!) Peygamberin davetini, aranızdan bazınızın bazınıza daveti gibi zannetmeyin. İçinizden, birini siper ederek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, O’nun emrine aykırı davrananlar, baÅŸlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.

64 – BilmiÅŸ olun ki, göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. O, sizin ne yolda, ne durumda olduÄŸunuzu iyi bilir. Huzuruna döndürülecekleri günde ise, yapmış olduklarını hemen kendilerine haber verir. Allah, her ÅŸeyi hakkıyla bilendir..