İmanın lezzetini arttıran üç şey
İmanımızı arttıran üç şey hakkında ki yazımız ile sizlerleyiz. Dini, İlmi, güzel ahlâkı bizlere ulaştıran âlimlerdir. Alimleri sevmek, onlara hürmet etmek şarttır. Onlara, düşmanlık onları sevmemek kötü, çirkin huydur. İslâm ilimleri ile ve islâm âlimleri ile alay etmek küfür olur. Hakiki İslâm âlimine söven, kötüliyen kâfir olur, mürted olur. Reformcu, kötü ve bid’at sahibi kimseleri sevmemek, lâzım olur.
Dünya işleri sebepi ile sevmemek, günah olur. Sâlihleri sevmemek de, böyledir. Hadîs-i şerifte, “Üç şey imanın lezzetini arttırır: Allahü teâlâyı ve Resûlünü herşeyden çok sevmek, kendisini sevmiyen Müslümanı Allah rızâsı için sevmek, Allahü teâlânın düşmanlarını sevmemek” ve “İbâdetlerin en kıymetlisi, hubb-i fillah ve buğd-i fillahdır.(Allah için sevmek ve Allah için sevmemektir)” buyuruldu.
İbâdeti çok olan mümini, az olandan daha çok sevmek lâzımdır. İsyanı daha çok olan, küfürü ve fuhşu yayan kâfirleri daha çok sevmemek lâzımdır. Allah için düşmanlık edilmesi lâzım gelenlerin başında, insanın kendi nefsi gelir. Sevmek demek, onların yolunda bulunmak demekdir. İmanın alâmeti de, “hubb-i fillah ve buğd-i fillah” tır. Bir hadîs-i şerifte, “Allahü teâlânın bazı kulları vardır. Bunlar, Peygamber değildir. Peygamberler ve şehîdler, kıyâmet günü bunlara imrenirler. Bunlar, birbirini tanımıyan, uzak yerlerde yaşıyan, Allah için birbirini seven müminlerdir” buyuruldu.
Bir hadîs-i şerifte, “İnsan, dünyada kimi seviyorsa, âhırette onun yanında olacaktır” buyuruldu. Onun yolunda bulunmazsa, sevgisi gerçek olmaz. İnsan, dînine ve emânetine güvendiği sâlih kimselerle arkadaşlık etmelidir.





